Posts Tagged 'islami sohbetçiler'

Öğretmen, öğrencilerin aklını karıştırmak için:
- Çocuklar, demiş. Allah hepimizin cennete gitmesini istediği halde, neden bizi dünyaya göndermiş? Çocuklardan biri, soruya karşılık vermiş:
– Öğretmenim, demiş. Şüphesiz ki siz bizim sınıf geçmemizi istiyorsunuz. O halde neden hepimize birer 10 vermeyip imtihan ediyorsunuz?..

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Sevgi harcadıkça çoğalır
Sevgi mahlukat ağacının tohumudur
Allah alemi sevgiyle yaratmıştır
Allah hem sevendir, hem sevilendir
Sevginin başöğretmeni peygamberimizdir
Allah iyi kullarını çok sever, onlardan razı olur

Sevgi karın doyurmaz ama ruh doyurur
Sevgi ispat ister bedel ister
En çok sevdiğiniz Allah’tan başkası olamaz
Kişi sevdiğine neler feda etmezki!
Seven yok olmaz, ölümsüzleşir
Seven mutlu olur, sevmeyen mutsuz
Allah kıskançtır, en çok kendisinin sevilmesini ister
Başkalarının kendisi gibi sevilmesini affetmez
Allah sevgisi hürriyettir, Mahlukat sevgisi esarettir
Sevgi birlik ve beraberliktir
Allah’ı sever gibi başkasını sevmek şirktir
Sevgi mutluluktur, Allah kendisini seveni mutlu eder
Seven, sevgiyi kaybetmekten sakınır
Seven, sevdiğini razı etmek için üzerine titrer…

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , ,

kuran■- Onlar zekatlarını hakkıyla verirler ” Bakara 177
■ – Onlar yakınlarına (akrabalarına) yardım ederler ” Bakara 177
■ – Onlar yoksullara ve esir düşenlere yardım ederler ” Bakara 177
■ – Onlar yolda kalmışlara ve hastalara yardım ederler ” Bakara 177
■ – Onlar zorda, darda ve savaş alanında sabrederler ” Bakara 177
■ – Onlar mallarıyla ve canlarıyla cihad ederler ” Tevbe 5
■ – Onlar söz verdiklerinde sözlerinde dururlar ” Bakara 177
■ – Onlar adaklarını yerine getirirler ” İnsan 7
■ – Onlar emanete asla ihanet etmezler ” Bakara 177
■ – Onlar yeminlerini hiçbir zaman bozmazlar ” Nahl 94
■ – Onlar Allah’ın ahdını yerine getirirler, anlaşmayı bozmazlar ” Rad 20
■ – Onlar zinaya asla yanaşmazlar ” Mü’minun 5
■ – Onlar namuslarını (ırzlarını) korurlar ” Furkan 68
■ – Onlar boş şeylerden tümüyle yüz çevirirler ” Mü’minun 3
■ – Onlar anne ve babalarına asla öf bile demezler ” İsra 23
■ – Onlar insanlara iyiliği emreder, kötülükten de alıkoyarlar ” Enfal 71
■ – Onlar Allah adı anıldığında kalpleri ürperir ” Enfal 2
■ – Onlar asla yalan söylemezler ” Mü’minun 8
■ – Onlar asla kötü zanda bulunmazlar ” Casiye 24
■ – Onlar geceleri az uyurlar ” Zariyat 17
■ – Onlar yetimin hakkını asla yemezler ” Nisa 2
■ – Onlar cahillerle asla tartışmazlar ” Furkan 63
■ – Onlar hakkı bile bile gizlemezler ” Bakara 144
■ – Onlar asla yalancı şahitlik yapmazlar ” Furkan 72
■ – Onlar haksız yere bir cana kıymazlar ” En’am 108
■ – Onlar kınayıcının kınamasından korkmazlar ” Maide 5
■ – Onlar insanların kusurlarını affederler ” Ali İmran 135
■ – Onlar insanlar arasında adaletle hükmederler ” Şura 38
■ – Onlar verilen rızıktan yerli yerince harcalar (israf etmezler) ” Enfal 3
■ – Onlar kafirler ile Allah yolunda savaşırlar ” Ali İmran 28
■ – Onlar inananlara sen mü’min değilsin demezler ” Nisa 94
■ – Onlar ölçüyü ve tartıyı doğru olarak yaparlar ” En’am 52
■ – Onlar kızdıkları zaman öfkelerini yenerler ” Ali İmran 133
■ – Onlar yoksulluk yüzünden evlatlarını öldürmezler ” En’am 151
■ – Onlar yapacakları işlerde kendi aralarında danışırlar (İstişare) ”
■ – Onlar Allah’ın ayetlerini az bir değere satmazlar ” Ali İmran 199
■ – Onlar dillerini eğip bükerek geveleyip konuşmazlar ” Nisa 135
■ – Onlar kafirlere karşı sert, birbirlerine karşı merhametlidirler ” Fetih suresi

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

guzelmedine6sk2za9hvht8lj0[1]Dedim: Çok yalnızım.
Dedin: … فَإِنِّي قَرِيبٌ Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186

Dedim: Evet biliyorum sen bana yakınsın ama ben senden uzağım, keşke ben de sana yakın olabilseydim.
Dedin: وَاذْكُر رَّبَّكَ فِي نَفْسِكَ تَضَرُّعاً وَخِيفَةً وَ دُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالآصَالِ
Rabbini sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Araf-205

Dedim: Buda senin yardımını ister
Dedin: أَلَا تُحِبُّونَ أَن يَغْفِرَ اللَّهُ لَكُمْ ALLAH’ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Nur-22

Dedim: Tabii ki, beni affetmeni çok isterim.
Dedin: وَاسْتَغْفِرُواْ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُواْ إِلَيْهِ(Öyleyse)Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O’na tövbe edin. Gerçekten benim rabbim, esirgeyendir, sevendir. Hud-90

Dedim: Çok günahkârım, bu kadar günahla ben ne yaparım?
Dedin:أَلَمْ يَعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ هُوَ يَقْبَلُ التَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِهِ ALLAH’ın, kullarının tövbesini kabul edeceğini.. ve ALLAH’ın tövbeyi çok kabul eden ve pek esirgeyen olduğunu hâlâ bilmezler mi? Tevbe-104.

Dedim: Defalarca tövbe edip tövbemi bozdum, artık yüzüm kalmadı.
Dedin: اللَّهِ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ (2) غَافِرِ الذَّنبِ وَقَابِلِ التَّوْبِِ ALLAH aziz ve bilendir, o günahları bağışlayan ve kullarının tövbesini kabul edendir. Ğafir-2/3.

Dedim: Bunca günahım var,hangisinin tövbesini yapayım?!
Dedin: إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًاALLAH bütün günahları bağışlayandır. Zümer-53.

Dedim: Yani yine gelsem yine beni bağışlar mısın?
Dedin: وَ مَن يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ اللّهُALLAH’tan başka günahları bağışlayacak olan yoktur. Ali İmran-135.

Dedim: Ne kadar güzelsin ALLAH’ım! Bilmiyorum bu sözlerin karşısında niçin böylesine içim içime sığmıyor ve erimeye başlıyorum, seni çok seviyorum.
Dedin: إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَ يُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ Şüphesiz ki ALLAH tövbe edenleri ve temizlenenleri sever.
Birden ‘İlahım ve Rabbim benim senden başka kimim var’ dedim.
Sen de أَلَيْسَ اللَّهُ بِكَافٍ عَبْدَهُ
‘ALLAH kuluna yetmez mi?’ (Zümer-36) dedin.

Dedim: Sen ki beni bu kadar çok seviyorsun ve bana karşı bu kadar iyisin ben ne yapabilirim?
Dedin: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْرًا كَثِيرًا (41) وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلًا (42) هُوَ الَّذِي يُصَلِّي عَلَيْكُمْ وَمَلَائِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُم مِّنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَكَانَ بِالْمُؤْمِنِينَ رَحِيمًا
Ey inananlar! ALLAH’ı çokça zikredin. Ve O’nu sabah-akşam tesbih edin. Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize rahmetini gönderen Odur. Melekleri de size istiğfar eder. ALLAH, müminlere karşı çok merhametlidir. Ahzap-41/43.

Kendi kendime dedim: ALLAH’ım seni çok seviyorum.


Vefa, dost ikliminde yetisir ve bizim yamaclarımızın gülüdür..


9-8-7-6-5-4-3-2-1-0
Okuyun bakalım rakamları :

* Eger ‘9′ canli olsaydın bile

* En çok ‘8′ kez kaçabilirdin ölümden

* Bilki ‘7′ düvele sultan olsan dahi

* Yerin ‘6′ mekan olacak sana

* En fazla ‘5′ metre kumaş götürebileceksin

* Kapatacaksin ‘4′ açsanda gözünü

* Bu dünya ‘3′ günlük dünya

* Azrailin yaninda ‘2′ kat olup yalvarsanda nafile

* Elbet ‘1′ gün öleceksin

* Işte o zaman herşey ‘0′ dan başlayacak

Çünkü ÖLÜM bir yok oluş degil
YENiDEN DOGUSTUR…!

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

www_manzara_be_-_Dini_duvar_kagtlar_1Yüce Rabbimiz, yaşamımız boyunca bizleri çeşitli vesilelerle denemektedir. Yaşadığımız her denemede göstermiş olduğumuz tavır, sonsuz hayatımızdaki mekânımız için belirleyici bir unsurdur.

“O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı…” (Mülk Suresi, 2)

İnsan, yaşadığı her olayda bir hayır aramalı ve Rabbimizin yarattığı hikmetleri görmeye çalışmalıdır. Allah bir Kuran ayetinde, “Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz” (Enbiya Suresi, 35) buyurmuştur. Sadece olumsuzluklar değil, olumlu görünen konular da deneme unsuru olabilir. Kuran’da Rabbimizin bildirdiği üzere zenginlikle denenen Karun, mülkün asıl sahibinin Allah olduğunu unutmuş ve bu servete kendinde olan bir özellikten dolayı ulaştığını düşünmüştür. Allah’ın kendisini denediğini unutan Karun, ardından tüm servetini kaybetmiştir. Bu gerçekler Kuran’da şu şekilde bildirilir:

Dedi ki: “Bu, bende olan bir bilgi dolayısıyla bana verilmiştir.” (Kasas Suresi, 78)

Sonunda onu da, konağını da yerin dibine geçirdik (Kasas Suresi, 81)

Müminler Allah’ın her an, her konuda kendilerini denediğinin ve en güzel ahlaka ulaşmaları için eğittiğinin bilincindedirler. Bu nedenle karşılaştıkları olumlu ve olumsuz her olayda son derece sakin ve tevekküllü bir tavır sergilerler. Panik ve endişe duygularını hissetmez ve asla “keşke” kelimesini kullanmazlar. Allah’ın her şeyi bir kader ile yarattığını bilen ve bu kadere teslim olan müminler, yaşamları boyunca tevekkülün lüksünü yaşarlar. Şüphesiz tevekkül, müminler için bir rahmet ve büyük bir kolaylıktır. “… Size isabet eden Allah’ın izni ile idi…” (Al-i İmran Suresi, 166) ayetinden de anladığımız gibi Rabbimizin izni ve bilgisi dışında hiçbir şey bizlere isabet etmez.

Kendisi için neyin hayır neyin şer olduğunu bilemeyen “İnsan hayra dua ettiği gibi, şerre de dua etmektedir…” (İsra Suresi, 11) Burada esas olan, kişinin karşılaştığı sonuç ne olursa olsun Allah’a güvenmesi ve kendisi için en hayırlı şeyi yaşadığına inanmasıdır. Allah zaman içinde yaşanan olaydaki hayırları elbette gösterecektir. Burada önemli olan konu, o olayı yaşarken gösterilen tevekkül ve Allah katında alınan ecirdir. Zaten sonucu kaderde belli olan bir olay karşısında endişe ve huzursuzluk duyarak ecri kaybetmek çok akılcı bir tavır olmaz.

Şüphesiz: “Bizim Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra doğru bir istikamet tutturanlar (yok mu); artık onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. (Ahkaf Suresi, 13)

Kuran’da, peygamberlerin yaşadığı olumsuz gibi görünen her sınavın hayra dönüştüğüne şahit oluruz. Örneğin Hz. Yusuf’u kardeşlerinin kuyuya atması, ardından suçsuz yere yedi sene zindanda kalması oldukça zorlu bir sınavdır. Ancak sağlam bir imana sahip olan Hz. Yusuf, yaşadığı tüm olayların Allah’tan geldiğini ve sabredenlere ecirlerinin hesapsızca ödeneceğini bilerek tevekküllü davranmıştır. Sonunda Rabbimiz Hz. Yusuf’u, atıldığı Mısır zindanlarından kurtararak o ülkenin yönetiminde söz sahibi bir kişi yapmıştır. Yaşadığı olaylar şer gibi görünse de kendisi için hayra dönüşmüştür.

“… Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz.” (Bakara Suresi, 216)

Hz. Musa’nın Hz. Hızır ile yaptığı seyahatte ise bizler için çok önemli dersler vardır. Kaderi tersten görebilen Hz. Hızır’ın uygulamalarındaki hayrı fark edemeyen Hz. Musa, en sonunda şer gibi görünen her olayın hayırla yaratıldığı gerçeğini kavramıştır. İman eden herkes için bu kıssadan alınacak pek çok hisse vardır. Beraber yaptıkları yolculukta Hz. Hızır’ın uygulamalarına anlam veremeyen Hz. Musa’nın sözleri Kuran’da şu şekilde bildirilmektedir:

Böylece ikisi yola koyuldu. Nitekim bir gemiye binince, o bunu (gemiyi) deliverdi. (Musa) Dedi ki: “İçindekilerini batırmak için mi onu deldin? Andolsun, sen şaşırtıcı bir iş yaptın.” (Kehf Suresi, 71)

Böylece ikisi (yine) yola koyuldular. Nitekim bir çocukla karşılaştılar, o hemen tutup onu öldürüverdi. (Musa) Dedi ki: “Bir cana karşılık olmaksızın, tertemiz bir canı mı öldürdün? Andolsun, sen kötü bir iş yaptın.” (Kehf Suresi, 74)

Hz. Hızır’ın, uygulamaları konusundaki açıklaması ise şöyledir:
“Gemi, denizde çalışan yoksullarındı, onu kusurlu yapmak istedim, (çünkü) ilerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı.”
“Çocuğa gelince, onun anne ve babası mü’min kimselerdi. Bundan dolayı, onun kendilerine azgınlık ve inkâr zorunu kullanmasından endişe edip-korktuk.” (Kehf Suresi, 79- 80)
Kuran kıssalarında anlatılan bütün bu örnekler, insana önemli bir ders verir: Bir olayın “felaket” gibi görünmesi, onun gerçekte öyle olduğu anlamına gelmez. Eğer bir mümin, Allah’a güvenip sığınırsa, O’ndan yardım ister, O’na tevekkül ederse, onun başına gelecek hiçbir olay “kötü” değildir. Allah yalnızca onu denemek, Kendisi’ne olan sadakat ve inancını sağlamlaştırmak için çeşitli zorluklar meydana getirir, fakat bunların hepsinin hayırlı bir sonucu vardır.

Eğer insan bu bilinçle yaşarsa, hem dünya hem de sonsuz ahiret hayatında güç durumda kalmaktan korunur ve ancak bu şekilde huzur ve mutluluğa kavuşur.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , ,

islami-wallpaper-507Kendimize hiç sorduk mu acaba ? Yaşamın neresindeyim, imanımın neresindeyim,… ve dahi neresindeyimin neresindeyim. Belki ömrümüzün son demlerini yaşarken böylesine kendimize zaman ayırıp hesap görebildik mi ? Bunları öylesine unutmuşuz ki bir türlü fırsat bulamıyor, vakit ayıramıyoruz. Ötesi kendimizi, sevdiklerimizi, hayallerimizi, düşüncelerimizi de eklersek müthiş derecede zavallı duruma gelen bizler bu duruma daha ne kadar tahammül edebiliriz. Bunlar kesinlikle isyan değil. Üzüntümüzün, sıkıntımızın bir türlü kendimizi bulamamış olmanın buhranı, çevremizin, insanların, değer yargılarımızın dejenere olması, dostlukların, arkadaşlıkların menfaatlere kurban edilmiş olması ve düzeni çıkar, maddiyat olan zihniyet.

Herşeyimizi insan olarak maneviyatımızı, saflığımızı, temiz düşüncelerimizi, güvenimizi, sevgimizi, saygımızı en önemlisi takvamızı
[ imanımızı ] çalma uğraşı içindeler.Tabiri caizse, pamuk ipliğine bağlı imanımızı güçlü, kuvvetli hale getirmek şöyle dursun; hergün belki sayısız günah işleyip tövbe – istiğfar etmeden, ar damarı çatlamışcasına, emr-i bil maruf’u bırakıp nehy-i anil münker’i terk ederek kısaca ALLAH’tan (c.c.) uzaklaşarak kendimizi nasıl bir ateşe attığımızı göremiyor muyuz?

Biz aramalıyız ihlasımızı, gönül ateşimizi,gönül zenginliğimizi, kalbimizin heyecanını bu öyle bir hasret ki; gönül gözü açık kalple muazzam bir tatlılık, zevk ve tarifi olmayan duygularımızın lezzetini bulmak, ulvi derecelere ulaşmak gerekiyor.Sabretmesini bilmiyor, devamlı hata yapıyoruz.

Yani hergün için yeni bir sayfa açıyor olmamızla beraber, birgün temiz, beyaz sayfaların biteceğini bilmeliyiz biliyoruz. İnsan bir boşluk ve amaçsızlık içinde hissedebilir kendini. Sanki şu ana kadar bahsedilenler de bir karamsarlık hissedilse de esası hesapsız yaşamanın bir faturası sonunda ağır olabilir.

Bu yüzden dir ki gün bugün ise hesap bugünden görülmeli yapılan hatalardan bir ders almanın vakti geldide geçiyor. Zaman değerli su misali akıp gidiyor.
Şuurlanmalıyız. Rabbimizden hakkıyla korkmalıyız ibadet ve taatta bulunmalıyız.

İmanımızı kurtarmalıyız. Mevlamızın kulları olarak rahmetine yürüyebilmeliyiz. Rahmetini celbedecek bir ömür yaşamalıyız. Huzur iklimine güzelliklere doğru yol almalıyız.

” Aşk’ı unutmuştuk, AŞIK olmalıyız BiZ. ”

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

bayan_sac_modeli_364Kur’an-ı Kerimin açık ifadesiyle ilk insan Hz. Adem’dir. Cenab-ı Hak onu yaratırken toprak unsurunu tercih etmiş, ondan yaratmış, daha sonra da ruh vermiştir. İlahi hikmet, hem Hz. Adem’e bir can yoldaşı olması hem de insan nevinin üreyip çoğalması için Havva validemizi yaratmıştır.

Nisa Sûresinin 1. ayet-i kerimesinde bu yaratılış, “O insandan eşini vücuda getirdi” mealindeki cümlesiyle ifade edilir.

Meşhur tefsirlerde bu ayet açıklanırken şöyle denilir: Cenab-ı Hak, Havva’yı Hz. Adem’in sol kaburga kemiğinden yarattı. O sırada Hz. Adem’i hafif bir uyku tuttu. Bir müddet sonra uyandığında Hz. Havva’yı gördü. İlk anda şaşırdı, sonra çok sevindi. Kalbi hemen ona ısındı ve aralarında bir ünsiyet ve ülfet meydana geldi.

Bu mesele hadis-i şeriflerde açıkça beyan edilir. Bu hususta rivayet edilen iki hadis-i şerifin meali şöyledir:

Ebû Hüreyre (r.a.) rivayet ediyor. Resul-i Ekrem Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuşlardır: “Kadın kaburga kemiğinden yaratılmıştır. O, memnun olacağın bir tarzda dosdoğru devam edemez. Eğer ondan faydalanmak istiyorsan bu eğri haliyle birlikte faydalanırsın. Tam arzuna göre düzeltmeye kalkarsan onu kırarsın. Onun kırılması da boşanmasıdır.”

Hz. Ebû Hüreyre’nin başka bir rivayetinde de Peygamber Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyururlar:

“Allah’a ve Ahiret gününe iman eden, bir meseleye şahit olduğu, gördüğü zaman ya hayır konuşsun veya sussun. Kadınlar hakkında iyilik ve hayır tavsiye ediniz. Çünkü onlar kaburga kemiğinden yaratılmışlardır. Kaburga kemiğinin en eğri tarafı da üst tarafı, uç kısmıdır. Eğer onu doğrultup düzeltmeye kalkışırsanız, onu kırarsınız. Kendi halinde bırakırsanız daima eğri kalır. Öyle ise birbirinize, kadınlara iyi davranmayı tavsiye ediniz” (1)

Hadis-i şerif, ilk kadın olması itibariyle Hz. Havva’ nın, dolayısıyla bütün kadın sınıfının hem maddi bakımdan yaratılışına, hem de huy, karakter, tabiat, mizaç ve bünyesine işaret etmektedir. Hz. Havva ilk kadındı. Cenab-ı Hak onu bir hikmet eseri olarak Hz. Adem’in bir parçasından yaratmıştı. Daha sonraki bütün kadın ve erkekler bu iki insandan türemiş, çoğalmıştır.

Gerek Hz. Adem’in yaratılışında, gerekse daha sonra Havva validemizin yaratılışında nasıl bir yaratılış kanunu, hangi hikmete binaen cereyan etmiştir, bilemiyoruz. Bu, kudret-i İlahiyeyi göstermesi yanında, aynı zamanda insan yaratılışına babayı birinci derecede, anneyi de tali, ikinci derecede gösteriyor. Yani çocuğun teşekkülüne sebep olan sperm erkekten geldiğinden, bu durumda baba birinci derecede rol oynamaktadır. Elmalılı merhumun ifadesiyle “Telkihi yapan erkek ve alan kadın olmak haysiyetiyle erkek mukaddem, kadın tali bulunuyor.”(2)

Ayrıca ilk erkek olan Hz. Adem’in, ilk kadın olan Havva’nın yaratılışı tamamen istisnai bir durumdur. Şu noktayı da önemle belirtmek gerekir. Bilim adamlarımızın ifadesine göre insanın her hücresinde, program bazında, bütün organlarının karakterleri mevcuttur. Hangi şey yaratılacaksa ona ait özelliklerin ortaya çıkmasına izin verilir, diğerleri baskı altında tutulur. Buna göre, Hz. Havva’nın yaratılışında kaburga kemiğinden bir hücre, temel olmuş olabilir. Bu hücre bir saç hücresi yahut ciğer hücresi de olabilirdi. İlahi hikmet bunu böylece takdir etmiştir.

(1). Müslim, feda: 59-60.
(2). Hak Dini Kur’an Dili, 2:1274.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bir hadis rivayetinde şöyle buyurulmuştur: “Evlatlarınıza yüzmeyi ve (ok vb.)atıcılığı öğretin. Mümin bir bayan için evinde dokuma işini yapması/yün eğirmesi ne güzel bir eğlencedir.” (Kenzu’l-Ummal, h. No. 45343).

Diğer bir rivayette şu ifadelere yer verilmiştir: -Bayanlara hitaben; “Sizden birinizin kendi evinde yapacağı bir iş, mücahitlerin yaptığı cihat sevabını kazandırır inşaellahu tealâ.” (Kenzu’l-Ummal, h. No. 45146).

Bu ve benzeri rivayetlerden, Peygamber Efendimiz (asm) zamanında, kadınların ev işlerinde çalıştıklarını görmekteyiz. Hatta Hz. Peygamber’in en sevgili kızı Hz. Fâtıma’nın, ev işlerinin en ağırını, en çok rahatsız edenini bile yaptığını, bu yüzden ellerinin yara, omuzlarının ezik ve bere içinde kaldığını görmekteyiz. Bundan dolayı bir hizmetçi isteyen Fatıma validemize Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Allah’a olan farzlarını eda et, ailenin işlerini yap Yatağına girince otuz üç kere sübhanallah, otuz üç kere elhamdülillah, otuz dört kere Allahuekber de. Böylece hepsi yüz yapar. Bu senin için hizmetçiden daha hayırlıdır” (Buhari, Fedailul Ashab 9; Müslim, 80, (2727); Ebu Davud, Harac 20, (2988, 2989)

Ayrıca kocasının ihtiyaçlarına yardım eden, çocuklarının bakımını yerine getiren ve ev işlerini yapan kadınların, bu işlerden dolayı, erkeklerin yaptıkları ama kadınların yapamadığı bazı ibadetlerden mahrum kalmadıkları, bu ibadetlere o kadınların da ortak oldukları müjdelenmiştir. Nitekim şu olay bunun en güzel örneklerinden biridir:

Esma isimli sahabiye, çok yerinde ve güzel konuşan, akıllı bir hanımdı. Rasûlullâh (s.a.v)’ın huzûruna çıktığında, Efendimiz’e derin bir saygı içerisinde ve tatlı bir ifâde ile şunları söyledi:

“Anam babam sana fedâ olsun ey Allâh’ın Rasûlü! Ben kadınlar tarafından elçi olarak gönderildim. Allah seni bütün erkeklere ve kadınlara Peygamber olarak göndermiştir. Biz kadınlar sana ve senin Rabbine îmân ettik. Lâkin biz evlere kapanıp kalıyoruz. Beylerimize hizmet edip çocuk yetiştiriyoruz. Siz ise Cumâ namazları kılmak, câmilere ve cemâate gitmek, hastaları ziyâret etmek, cenâze namazı kılmak, hac üstüne hac yapmak, daha da önemlisi Allâh yolunda muhârebe ve cihâd etmek gibi fazîletlerle bizden üstün oluyorsunuz. Ancak siz hac, umre ve kâfirlerle mücâhede etmek üzere evinizden çıktığınız vakitlerde biz sizin mallarınızı korur, iplik eğirip elbiselerinizi dokur ve çocuklarınızı besleriz. O hâlde bizler de o hayır ve sevaplı işlerin ecirlerinde sizlere ortak olur muyuz?”

Peygamber Efendimiz (asm) Esmâ’nın bu sözlerini dinledikten sonra, yanlarında bulunan ashâbına dönerek: “Siz hiç din işlerinde soru soran bir kadından, bundan daha güzel sözler işittiniz mi?” buyurdu. Onlar da: “Ey Allâh’ın Rasûlü! Biz bir kadından, böyle güzel ifâdeler beklemezdik!” dediler.

Rasûl-i Ekrem tekrar ona hitâb ederek:

“Ey hatun! Diyeceklerimi belle ve seni gönderen kadınlara da anlat ki; hanımların kocası ile iyi geçinip, kocasının hoşnutluğunu kazanması o fazîletlerin hepsine eşit olur.” buyurdu. (Beyhakî, Şuabu’l-îmân, VI, 421; Heysemî, Mecmau’z-zevâid, IV, 305)

Bu güzel haberle sevinen Esmâ hatun hemen gidip duyduğu gerçekleri, Ashâb-ı kirâmın hanımlarına muştulamış ve vazîfelerinin kıymetini anlamalarını sağlayarak şevklerini artırmıştır.

Evin hanımının; evi temizlemesi, eşine ve çocuklarına yemek yapması, çocuklarıyla ilgilenerek kocasının yükünü hafifletmesi, hep kendisi için bir sadakadır. Dolayısıyla, beş vakit farz namazını kılmak şartıyla, evi için yaptığı her çalışma da ibâdettir. Hanımların işi hayli zordur, ama bu zorluk, alınacak mükâfatın yanında hiç hükmünde kalır.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

resim88596_2Bu hususta Kur’an-ı Kerimde iki ayet mevcuttur. Bu ayetlerde Cenab-ı Hak gayet açık bir şekilde mealen şöyle buyurmaktadır:

“Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına söyle, evlerinden çıktıklarında dış örtülerini üzerlerine alsınlar.”(1)

“Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, namuslarını da korusunlar, zinetlerini açmasınlar, bunlardan görünen kısmı müstesnadır. Başörtülerini de yakalarının üzerini kapatacak şekilde iyice örtsünler.”(2)

Ayetlerde mü’min kadınların nasıl örtünecekleri, hangi yerlerini açabilecekleri açıkça belirtilmiyor. Fakat şu mealdeki hadis-i şerif ayetleri tefsir ediyor. Peygamberimiz (a.s.m.) baldızı Hz. Esma’ya hitaben, “Ey Esma! Bir kadın adet görmeye başlayınca el ve yüzünden başka yerini yabancılara göstermesi caiz değildir.”(3)

Demek ki, büluğ çağına gelmiş olan Müslüman bir hanımın başını kapatması hem Allah’ın hem de Peygamberin emridir. Yani yüz kısmı açık kalacak şekilde başın kalan kısmını, boyun ve göğüsleri örtmek farz-ı ayndır. Açmak ise bir farzın terki sayıldığından haramdır. Allah ve Resulünün emrini dinlemediği için günahkar olmakta büyük bir mes’uliyet altına girer. Günahkar olan kimse, bu günahından kurtulmak için tevbe istiğfar eder, Allah’tan affını diler.

“Ve bir günah işledikleri veya nefislerine zulmettikleri zaman, Allah’ı anarak günahlarının bağışlanmasını isteyenler, hem de yaptıkları günahta bile bile ısrar etmemiş olanlar. İşte onların mükafatı, Rablerinden bir mağfiret ve ağaçları altında ırmaklar akan Cennetlerdir. Orada ebedi olarak kalacaklardır. Güzel amel yapanların mükafatı ne güzeldir.”(4)

Demek ki, bir tevbenin kabul olması, bir günahın affa liyakat kazanması için hiçbir mazeret yokken o günahta ısrar edilmemesi şartı aranmaktadır.

Bu husustaki bir hadisin meali şöyle:

“Mü’min bir günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta belirir. Eğer o günahtan el çeker, Allah’tan günahının affını dilerse, kalbi o siyah noktadan temizlenir. Eğer günaha devam ederse, o siyahlık artar. İşte Kur’anda geçen ‘günahın kalbi kaplaması’ bu manadadır.”(5)

“Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol vardır” sözü mühim bir gerçeği dile getiriyor. Şöyle ki, bir günahı işlemeye devam eden insan zamanla o günaha alışır, terk edemez bir hale gelir. Bu alışkanlık onu gün geçtikçe daha büyük manevi tehlikelere sürükler. Günahın uhrevi bir cezasının olmayacağına inanmaya, hatta Cehennemin bile olmaması gerektiğine kadar gider. (6)

Böyle bir tehlikeye maruz kalmamak ve şeytanın telkinlerine kanmamak için bir an önce tövbeyi icap ettirecek günahı terk ederek insanın kendine çeki düzen vermesi gerekir.

1) Ahzah Suresi, 59,
2) Nur Suresi, 31,
3) Ebu Davut, Libas 33,
4) Al-i İmran Suresi, 135-136,
5) İbn-i Mace Zühd 29,
6) Lem’alar s7, Mesnev-i Nuriye s115.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

casus telefon - casus kulaklik
youtube - blog - nakliyat - sesli - sesli chat - Chat - evden eve nakliyat - sesli chat - video klip - sesli sohbet - bedava 3ds max modeller - avatar oyunları - asker oyunları - güzel sözler - izle - harita ofisi - silindir kapağı - truck mixer - klip izle - sohbet - msn indir - görüntülü sohbet - sultan - kamerali chat - msn ifadeleri - expreskurye - satılık ilanlar - Görüntülü Sohbet - sesli chat - Kültür-Sanat - film izle - para kazanmak - beceri - hava durumu - viagra - sesli chat - kent - Tekniker - AutoCAD - sıcak - reklam 17 - Flash Oyunlar - ambar - darende haber - zonguldak yeni köprü - Vancouver 2010 - Tanganika - film izle - android türkiye - kayu