Posts Tagged 'islami makaleler'

İMAN AMEL İLİŞKİSİ

SIĞINIYORUM ALLÂH’A TAŞLANMIŞ ŞEYTANDAN

ADIYLA ALLÂH’IN, MERHAMETİYLE KUŞATANIN, GEREĞİNCE MERHAMET EDENİN

İslama tarih boyu en alçakça saldırılar münafıklardan oldu. Müslüman görünen allahın dinini bozmak saptırmak gayesiyle çalışan şeytanın kulları, kuranı değiştirmek imkanı bulamadıkları için, kuran hakkında şüpheler üretmeye çalıştılar. Hadis uydurdular. Kuranı unutturmaya çalıştılar. Kurana aslında var olmayan anlamlar yüklemeye çalıştılar. Kuran ayetlerine ve hadislere aykırı sahte din anlayışları, mezhepler ürettiler. Bu bozma, fesat çabaları gerçek (hak) ve yanlış (batıl) mücadelesi, insan ve şeytanın mücadelesi olarak ilk insan olan (selam ona) babamız ademden beri devam ediyor.
allâh’ın kullarını allâh’a kulluktan men etmek için, kendilerine kul etmek için çalışan islama aykırı yönetimler, islamın kendi üretimleri olan şeytani düzenlerini bozmaması için kendi emirlerine saltanatlarına uygun bir islam anlayışı, fıkhı oluşturmak için tarih boyunca çalıştılar.
(salat ve selam ona) yüce allâh’ın elçisi muhammed islama uygun halifeliğin 30 yıl süreceğini ardından egemen zorbalık (saltanat) döneminin başlayacağını bildirdi. Bu haber onun peygamberliğinin delili bir mucize açıklamadır. Onun ölümünden sonra islam devletini kuran ve sünnete uygun olarak yöneten halifeler ,ebu bekir, ömer, osman, ali, 30 yıl kadar islam devletini yönettiler. Ardından başlayan egemen zorbalık dönemi, egemen şeytanların dini değiştirme , islama aykırı sahte islam üretme çabası ilk egemen zorba muaviye ile başladı . Müslümanlara zorla egemen olan dinsiz (laik) devletin , kendi düzenini değiştirmesinden yıkmasından korkmayacağı , kendi eliyle üretip zorla kabul ettirdiği adı islam olan yeni dinin oluşturulması için yapılan gayretlere karşı çıkanlar zülümlerle susturuldular.
bu yeni üretim sahte islamın uydurmaları içinde, islamın kendi şeytani düzenlerini bozmasını engellemek gayesiyle birlikte kuran ve sahih sünnetin yerine münafık alimlerin sözlerinin dinlenmesi uyulmasıda var. Bunlara göre kuran anlaşılmaz bir kitap o sebeple şeytanın kapı kulu sahte alimlerin sözüne uyulmalıdır. Fakat nasıl oluyorsa her şeyi en iyi bilen allahın kitabını anlayamayacağını iddia edenler allahdan becerikli buldukları alim şeytanların kitaplarını anlamakta hiç zorlanmıyorlar. Çıkarılan fetvalar kuran ve sünnetin yerine koyulmuş islam derisi soyulup doldurulmuş bir mumya haline getirilmiştir. İslamın tümünü inkar etmek için kapı açan yeni dinin fetvası olan , yeni dinin şeytanlarının ayeti olan bir fetvaya göre fetva veren fetvasının delilini söylemek zorunda değildir. Yani her fetva veren kuran ve sünnete aykırı olsada her istediğini söyler doğruluğunu yanlışlığını kimse tartışamaz , fetva verenin sözü allahın sözü gibi , bunda bir hikmet vardır mantığı ile kabul edilir demektir . Bu durum hiç şüphesiz kuranı ve sünneti tamamen inkar etmektir. İçi doldurulmuş mumyaya döndürülmüş islamı aradan geçen bin küsür yılda iyice boşaltmalarına rağmen allahın düşmanları bununlada yetinmediler. Artık islama ait ne varsa müslümanların görünüşünde onu da yolmaya , mumyanın derisinide soymaya başladılar. Bu mumyanın son kalan nesnesini derisini soyma çabaları ise şeytanın ayetleri olan ; islam şekil değil kalp işidir, benim kalbim temiz, allah insanın yüzüne değil kalbine bakar ve benzeri sözlerle ilan ediliyor , egemen zorba dinsiz (laik) yönetimler ve taraftarlarınca güçle uygulamaya koyuluyor. Müslümanlar artık müslüman olarak uymaları gereken yüce allâh’ın elçisinin emrine ve tavsiyesine uygun giyinemiyorlar. Kadınlar sünnete uygun örtünemiyorlar. Müslümanlar sakal bırakmaktan korkar haldeler. İslama uygun giyinen kuşanan insanlar, toplumsal imkanlardan mahrum kalmak, işsiz kalmak, aç kalmak, eşsiz kalmak ve bu ve benzeri sebeplerle , zina , hırsızlık, hapis, ölüm ve sair kötülüklerle karşı karşıyadırlar. Artık anlaman gerek uyanman gerek islamı yok etmek için çalışan şeytan ve onun kullarına aldanmaktan onlara şirin görünmek gayretinden , onlara yakarmaktan vaz geçip yüce allâh’a yakarmaya dönmek zamanı geçmeden . Şeytanın düzeni hilesi ile islam olarak müslümanlara sunulan sahte islamın sahte islam anlayışının (fıkhının) ürünü olan kuran ve sahih hadisleri inkar anlamındaki yanlış inançlara örnek. İman ve amelin birbirinden ayrı ilişkisiz olduğu iddiasıdır. İman ve amelin birbiriyle ilişkili olması yada ilişkisiz olması çokmu önemli . Allahın düşmanı, insan neslinin düşmanı şeytan bu ayrılığın varlığına inanılması ile ne kazanabilir. Neden tarih boyunca en yetkin şeytanlar bu iddiayı isbata çabalamışlar. Bu konu ile meşgul olmak yerine başka bir şeytanlıkla meşgul olabilirlerdi. Boşunamı uğraşmış bunca şeytan. Bu inancın yayılması ile kuran ve mütevatir hadise aykırı her hangi bir inancın yayılması yüce allahın bildirmesinde bizim için istediği faydayı kaybetmek ve zarara düşmektir. Bu zararların başı kuranı inkarı, kuranla çelişen inançları edinme alışkınlığını elde ediş. Kuranla çelişmek ise kafirliktir. Burada bilinmesi gereken temel ölçü .bayan ve erkek her müslümana bilgi edinmenin farz olduğu ölçüsüdür. Bununla birlikte her insan hata yapabilir ve kuranla çelişen inançları olabilir. Fakat hatanın hata olabilmesinin şartı hata yapmamak için gereken tedbirleri almaya gayret etmektir. Müslümanlar kendilerine görev (farz) olan bilgi edinmeye (ilime) gayret ettikleri taktirde hataları hata olarak kabul edilmeye layık olacaktır .çünkü temel ölçülerimizden biridir, “görev yüklemez allâh hiç kimseye , istisnası kapasitesi (kadarı)…” (2 bakara, 286) . Ancak farz (görev) olduğu halde ilim (bilgi) edinmeye gayreti olmayanın mazereti olmaz. Öyleyse mazur olabilmek için öğrenmeye gayretli olmalısın.
bu anlatılanlar temel zararlara dahil olan şeyler idi. İman ve amelin birbirinden ayrı olduğunun yaygın bir inanç olmasının şeytan ve onun dostlarına özellikle ne yararı var. İnsanların bu şeytan ayetine inanarak kaybetmeleri istenen asıl fayda ne. Allahın ve insanın düşmanı şeytan ve dostları bu inançla insanlara nasıl bir zarar vermeyi istemişler. Asıl konu bu . Eğer müslümanlar iman ve amelin birbiri ile ilgili ayrılmaz bağlantılı bir kıymet olduğunu bilirseler , islamı yaşamak konusunda daha gayretli olurlar , bu durum şeytanların hiç hoşuna gitmez. İnsanın kazancı onları rahatsız eder. Eğer müslümanlar iman ve amelin birbiri ile ilişkili olduğunu bilirseler onları islamdan uzaklaştırmak daha zor olur, yada imkansız olur. İşte iman ve amelin birbirinden ayrı olduğunu iddia eden şeytanın kullarının gayesi budur. Müslümanların islamdan uzaklaşmasını engelleyen, islama bağlılıklarını artıran inançları yok etmek istiyorlar.

Tags: ,

islami-wallpaper-507Kendimize hiç sorduk mu acaba ? Yaşamın neresindeyim, imanımın neresindeyim,… ve dahi neresindeyimin neresindeyim. Belki ömrümüzün son demlerini yaşarken böylesine kendimize zaman ayırıp hesap görebildik mi ? Bunları öylesine unutmuşuz ki bir türlü fırsat bulamıyor, vakit ayıramıyoruz. Ötesi kendimizi, sevdiklerimizi, hayallerimizi, düşüncelerimizi de eklersek müthiş derecede zavallı duruma gelen bizler bu duruma daha ne kadar tahammül edebiliriz. Bunlar kesinlikle isyan değil. Üzüntümüzün, sıkıntımızın bir türlü kendimizi bulamamış olmanın buhranı, çevremizin, insanların, değer yargılarımızın dejenere olması, dostlukların, arkadaşlıkların menfaatlere kurban edilmiş olması ve düzeni çıkar, maddiyat olan zihniyet.

Herşeyimizi insan olarak maneviyatımızı, saflığımızı, temiz düşüncelerimizi, güvenimizi, sevgimizi, saygımızı en önemlisi takvamızı
[ imanımızı ] çalma uğraşı içindeler.Tabiri caizse, pamuk ipliğine bağlı imanımızı güçlü, kuvvetli hale getirmek şöyle dursun; hergün belki sayısız günah işleyip tövbe – istiğfar etmeden, ar damarı çatlamışcasına, emr-i bil maruf’u bırakıp nehy-i anil münker’i terk ederek kısaca ALLAH’tan (c.c.) uzaklaşarak kendimizi nasıl bir ateşe attığımızı göremiyor muyuz?

Biz aramalıyız ihlasımızı, gönül ateşimizi,gönül zenginliğimizi, kalbimizin heyecanını bu öyle bir hasret ki; gönül gözü açık kalple muazzam bir tatlılık, zevk ve tarifi olmayan duygularımızın lezzetini bulmak, ulvi derecelere ulaşmak gerekiyor.Sabretmesini bilmiyor, devamlı hata yapıyoruz.

Yani hergün için yeni bir sayfa açıyor olmamızla beraber, birgün temiz, beyaz sayfaların biteceğini bilmeliyiz biliyoruz. İnsan bir boşluk ve amaçsızlık içinde hissedebilir kendini. Sanki şu ana kadar bahsedilenler de bir karamsarlık hissedilse de esası hesapsız yaşamanın bir faturası sonunda ağır olabilir.

Bu yüzden dir ki gün bugün ise hesap bugünden görülmeli yapılan hatalardan bir ders almanın vakti geldide geçiyor. Zaman değerli su misali akıp gidiyor.
Şuurlanmalıyız. Rabbimizden hakkıyla korkmalıyız ibadet ve taatta bulunmalıyız.

İmanımızı kurtarmalıyız. Mevlamızın kulları olarak rahmetine yürüyebilmeliyiz. Rahmetini celbedecek bir ömür yaşamalıyız. Huzur iklimine güzelliklere doğru yol almalıyız.

” Aşk’ı unutmuştuk, AŞIK olmalıyız BiZ. ”

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

bayan_sac_modeli_364Kur’an-ı Kerimin açık ifadesiyle ilk insan Hz. Adem’dir. Cenab-ı Hak onu yaratırken toprak unsurunu tercih etmiş, ondan yaratmış, daha sonra da ruh vermiştir. İlahi hikmet, hem Hz. Adem’e bir can yoldaşı olması hem de insan nevinin üreyip çoğalması için Havva validemizi yaratmıştır.

Nisa Sûresinin 1. ayet-i kerimesinde bu yaratılış, “O insandan eşini vücuda getirdi” mealindeki cümlesiyle ifade edilir.

Meşhur tefsirlerde bu ayet açıklanırken şöyle denilir: Cenab-ı Hak, Havva’yı Hz. Adem’in sol kaburga kemiğinden yarattı. O sırada Hz. Adem’i hafif bir uyku tuttu. Bir müddet sonra uyandığında Hz. Havva’yı gördü. İlk anda şaşırdı, sonra çok sevindi. Kalbi hemen ona ısındı ve aralarında bir ünsiyet ve ülfet meydana geldi.

Bu mesele hadis-i şeriflerde açıkça beyan edilir. Bu hususta rivayet edilen iki hadis-i şerifin meali şöyledir:

Ebû Hüreyre (r.a.) rivayet ediyor. Resul-i Ekrem Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuşlardır: “Kadın kaburga kemiğinden yaratılmıştır. O, memnun olacağın bir tarzda dosdoğru devam edemez. Eğer ondan faydalanmak istiyorsan bu eğri haliyle birlikte faydalanırsın. Tam arzuna göre düzeltmeye kalkarsan onu kırarsın. Onun kırılması da boşanmasıdır.”

Hz. Ebû Hüreyre’nin başka bir rivayetinde de Peygamber Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyururlar:

“Allah’a ve Ahiret gününe iman eden, bir meseleye şahit olduğu, gördüğü zaman ya hayır konuşsun veya sussun. Kadınlar hakkında iyilik ve hayır tavsiye ediniz. Çünkü onlar kaburga kemiğinden yaratılmışlardır. Kaburga kemiğinin en eğri tarafı da üst tarafı, uç kısmıdır. Eğer onu doğrultup düzeltmeye kalkışırsanız, onu kırarsınız. Kendi halinde bırakırsanız daima eğri kalır. Öyle ise birbirinize, kadınlara iyi davranmayı tavsiye ediniz” (1)

Hadis-i şerif, ilk kadın olması itibariyle Hz. Havva’ nın, dolayısıyla bütün kadın sınıfının hem maddi bakımdan yaratılışına, hem de huy, karakter, tabiat, mizaç ve bünyesine işaret etmektedir. Hz. Havva ilk kadındı. Cenab-ı Hak onu bir hikmet eseri olarak Hz. Adem’in bir parçasından yaratmıştı. Daha sonraki bütün kadın ve erkekler bu iki insandan türemiş, çoğalmıştır.

Gerek Hz. Adem’in yaratılışında, gerekse daha sonra Havva validemizin yaratılışında nasıl bir yaratılış kanunu, hangi hikmete binaen cereyan etmiştir, bilemiyoruz. Bu, kudret-i İlahiyeyi göstermesi yanında, aynı zamanda insan yaratılışına babayı birinci derecede, anneyi de tali, ikinci derecede gösteriyor. Yani çocuğun teşekkülüne sebep olan sperm erkekten geldiğinden, bu durumda baba birinci derecede rol oynamaktadır. Elmalılı merhumun ifadesiyle “Telkihi yapan erkek ve alan kadın olmak haysiyetiyle erkek mukaddem, kadın tali bulunuyor.”(2)

Ayrıca ilk erkek olan Hz. Adem’in, ilk kadın olan Havva’nın yaratılışı tamamen istisnai bir durumdur. Şu noktayı da önemle belirtmek gerekir. Bilim adamlarımızın ifadesine göre insanın her hücresinde, program bazında, bütün organlarının karakterleri mevcuttur. Hangi şey yaratılacaksa ona ait özelliklerin ortaya çıkmasına izin verilir, diğerleri baskı altında tutulur. Buna göre, Hz. Havva’nın yaratılışında kaburga kemiğinden bir hücre, temel olmuş olabilir. Bu hücre bir saç hücresi yahut ciğer hücresi de olabilirdi. İlahi hikmet bunu böylece takdir etmiştir.

(1). Müslim, feda: 59-60.
(2). Hak Dini Kur’an Dili, 2:1274.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Aslında, bu sanıldığı gibi, yeni bir mesele değil. Asırlar önce tartışılmış ve halledilmiş. Şu kadar var ki, dünyanın öte ucu denmemiş de, ıssız bir dağda, toplum hayatından habersiz yaşayan bir adam denmiş. Yahut buna benzer bir başka tip üzerinde konuşulmuş.

Kur’ân-ı kerîm’de bir âyet-i kerîme var. Meâli şöyle: “Allah, hiçbir nefse gücünün yettiğinden fazlasını teklif etmez.” (Bakara sûresi, 286)

Yani, her şeye taşıyabileceği kadarını yükler. Fertleri güç yetirebilecekleri işlerle mükellef kılar. Her gövdenin üzerine, götürebileceği kadar bir baş yerleştirir. Atom çekirdeğine gezegenleri bağlamaz.

Âlimlerimiz, bu âyet-i kerimeyi çeşitli yönlerden tefsir etmişler.
Fıkıh âlimleri, bu âyeti fıkıh yönünden, kelâm âlimleri ise itikat yönünden incelemişler. Bu ikinciler, âyette geçen “güç yetme” meselesini akıl yönüyle ele almış ve şu mânâda birleşmişler: “dünyanın ıssız bir köşesinde yaşayan ve cemiyet hayatından uzak bir insan, mücerret aklıyla, hangi hakikatleri bilmeye güç yetirebilirse, sadece onlardan sorumludur.” Mücerret akıl denilince, “bir peygambere muhatap olmamış, kendisine ilâhî emirler ulaşmamış, rehbersiz kalmış” bir aklı anlıyoruz.

İşte, böyle bir aklın ulaşabileceği saha konusunda, değişik görüşler ileri sürülmüş: itikat imamlarından, imam mâturudî hazretleri, “insanın, kendi aklını kullanarak bir yaratıcısının olduğunu bilmeye güç yetirebileceği” görüşündedir. Ve böyle bir insanın Allah’a inanmaktan sorumlu tutulacağını, diğer iman rükünlerinden ve ibadetlerden ise sorumlu olmayacağını ifade eder.

Bir diğer itikat imamı olan imam eşarî hazretleri ise, böyle bir insanın, peygamber olmaksızın, Allah’ı bilmesinin de mümkün olamayacağı fikrini savunur ve bu adamın bir taşa bile tapsa “necat ehli” yani kurtuluşa erenlerden olacağını söyler.

Görüldüğü gibi, her iki imamın da ittifak ettikleri esas nokta şu: Kişi, içinde bulunduğu şartlarda, neyi bilmeye güç yetirebiliyorsa ondan sorumlu!.. Şüphesiz, hakikati en iyi bilen Allah’tır. Onun ilmine havale ederiz.

Tags: , , , , , ,

İslam’a göre hayrı, iyiyi, güzeli yaratan da Allah’tır; şerri, kötüyü, çirkini yaratan da. “Allah şerri nasıl yaratır?” diyenler var. Güya bunlar şerri yaratma fiilini Rabbimize yakıştıramıyorlar. Oysa, sanılanın aksine bu O’nun yüceliğinin alametidir. Güzel cisimlerin resmini gayet iyi yapan bir ressam, çirkin suretleri de aynı başarıyla resmedebiliyorsa, bu onun sanattaki mükemmelliğini gösterir. Çirkin varlıkların resmini yapamasaydı, bu bir noksanlık olurdu. Kötülükleri yaratma konusuna da bu misalle bakılabilir. Kaldı ki, şerri yaratmak değil, işlemek şerdir. “Şerri Allah yaratmıyor” diyenlere hemen soralım: Allah yaratmıyorsa, kim yaratıyor? Bu soruya verilecek her cevapta şirk kokusu var. Yaratmak Allah’a hastır ve O’nun eşi, benzeri, yardımcısı, ortağı yoktur. Bu meselenin bir yüzü. Bir de konunun imtihan yönü var. Eğer Allah, sadece hayrı yaratsaydı, kötülükler hiç olmazdı. O zaman imtihanın da bir manası kalmazdı. Harama girmek, günah işlemek, inkar etmek mümkün olmazdı. Herkes mecburen melek gibi olurdu. Oysa Rabbimizin muradı bu değil. O, kulun kendi isteğiyle hayra yönelmesini arzu ediyor. Bu sebeple, kulun iradesi neyi tercih ederse onu yaratıyor. Mesela, ayaklarla camiye de gidilir, meyhaneye de. Birincisi hayır, ikincisi şerdir. Allah, kulun dilediğine göre yaratır. Meyhaneye yönelen ayaklar taş kesilseydi, harama meyleden gözler kör olsaydı, ibadet etmeyenler belli bir hastalığa yakalansaydı, kulun iradesi kalmazdı. Şu halde, iyilerle kötüleri ayırmak için, hayrın yanında şerri de yaratmak hikmetin ta kendisidir. Sanıyorum, bu açıklama, “Allah, şerre niye mani olmuyor?” sorusunun da cevabıdır.

Tags: , , , , , , ,

mekik aleti - pilates topu
CS 1.6 - dantel örnekleri - haber - film izle - gebze evden eve nakliye - Havacilik Calisanlari - truck mixer - Sivil Havacilik Haberleri - Chat - mmorpg - sözlük - silindir kapağı - Vancouver 2010 - Teknikerler - evden eve nakliyat - Kene - Facebook Oyunlar - klip izle - AutoCAD - güzel sözler - travel - dekorasyon - otomatik şanzıman - görüntülü chat - oyunlar1 - toki evleri - msn indir - msn ifadeleri - sesli chat - indirmeden film izle - palyaço - burçlar - nakış - Kanser - cialis - usak haber - Seslisohbet - ezel - mmorpg - avatar oyunları - izle - fuar çantası - silindir kapak - Online Mp3 Dinle - yüzey işleme - sevişme izle - fragman - Oyunlar1 - oyunlar1