Posts Tagged 'İman & İslam'

www_manzara_be_-_Dini_duvar_kagtlar_1Yüce Rabbimiz, yaşamımız boyunca bizleri çeşitli vesilelerle denemektedir. Yaşadığımız her denemede göstermiş olduğumuz tavır, sonsuz hayatımızdaki mekânımız için belirleyici bir unsurdur.

“O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı…” (Mülk Suresi, 2)

İnsan, yaşadığı her olayda bir hayır aramalı ve Rabbimizin yarattığı hikmetleri görmeye çalışmalıdır. Allah bir Kuran ayetinde, “Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz” (Enbiya Suresi, 35) buyurmuştur. Sadece olumsuzluklar değil, olumlu görünen konular da deneme unsuru olabilir. Kuran’da Rabbimizin bildirdiği üzere zenginlikle denenen Karun, mülkün asıl sahibinin Allah olduğunu unutmuş ve bu servete kendinde olan bir özellikten dolayı ulaştığını düşünmüştür. Allah’ın kendisini denediğini unutan Karun, ardından tüm servetini kaybetmiştir. Bu gerçekler Kuran’da şu şekilde bildirilir:

Dedi ki: “Bu, bende olan bir bilgi dolayısıyla bana verilmiştir.” (Kasas Suresi, 78)

Sonunda onu da, konağını da yerin dibine geçirdik (Kasas Suresi, 81)

Müminler Allah’ın her an, her konuda kendilerini denediğinin ve en güzel ahlaka ulaşmaları için eğittiğinin bilincindedirler. Bu nedenle karşılaştıkları olumlu ve olumsuz her olayda son derece sakin ve tevekküllü bir tavır sergilerler. Panik ve endişe duygularını hissetmez ve asla “keşke” kelimesini kullanmazlar. Allah’ın her şeyi bir kader ile yarattığını bilen ve bu kadere teslim olan müminler, yaşamları boyunca tevekkülün lüksünü yaşarlar. Şüphesiz tevekkül, müminler için bir rahmet ve büyük bir kolaylıktır. “… Size isabet eden Allah’ın izni ile idi…” (Al-i İmran Suresi, 166) ayetinden de anladığımız gibi Rabbimizin izni ve bilgisi dışında hiçbir şey bizlere isabet etmez.

Kendisi için neyin hayır neyin şer olduğunu bilemeyen “İnsan hayra dua ettiği gibi, şerre de dua etmektedir…” (İsra Suresi, 11) Burada esas olan, kişinin karşılaştığı sonuç ne olursa olsun Allah’a güvenmesi ve kendisi için en hayırlı şeyi yaşadığına inanmasıdır. Allah zaman içinde yaşanan olaydaki hayırları elbette gösterecektir. Burada önemli olan konu, o olayı yaşarken gösterilen tevekkül ve Allah katında alınan ecirdir. Zaten sonucu kaderde belli olan bir olay karşısında endişe ve huzursuzluk duyarak ecri kaybetmek çok akılcı bir tavır olmaz.

Şüphesiz: “Bizim Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra doğru bir istikamet tutturanlar (yok mu); artık onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. (Ahkaf Suresi, 13)

Kuran’da, peygamberlerin yaşadığı olumsuz gibi görünen her sınavın hayra dönüştüğüne şahit oluruz. Örneğin Hz. Yusuf’u kardeşlerinin kuyuya atması, ardından suçsuz yere yedi sene zindanda kalması oldukça zorlu bir sınavdır. Ancak sağlam bir imana sahip olan Hz. Yusuf, yaşadığı tüm olayların Allah’tan geldiğini ve sabredenlere ecirlerinin hesapsızca ödeneceğini bilerek tevekküllü davranmıştır. Sonunda Rabbimiz Hz. Yusuf’u, atıldığı Mısır zindanlarından kurtararak o ülkenin yönetiminde söz sahibi bir kişi yapmıştır. Yaşadığı olaylar şer gibi görünse de kendisi için hayra dönüşmüştür.

“… Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz.” (Bakara Suresi, 216)

Hz. Musa’nın Hz. Hızır ile yaptığı seyahatte ise bizler için çok önemli dersler vardır. Kaderi tersten görebilen Hz. Hızır’ın uygulamalarındaki hayrı fark edemeyen Hz. Musa, en sonunda şer gibi görünen her olayın hayırla yaratıldığı gerçeğini kavramıştır. İman eden herkes için bu kıssadan alınacak pek çok hisse vardır. Beraber yaptıkları yolculukta Hz. Hızır’ın uygulamalarına anlam veremeyen Hz. Musa’nın sözleri Kuran’da şu şekilde bildirilmektedir:

Böylece ikisi yola koyuldu. Nitekim bir gemiye binince, o bunu (gemiyi) deliverdi. (Musa) Dedi ki: “İçindekilerini batırmak için mi onu deldin? Andolsun, sen şaşırtıcı bir iş yaptın.” (Kehf Suresi, 71)

Böylece ikisi (yine) yola koyuldular. Nitekim bir çocukla karşılaştılar, o hemen tutup onu öldürüverdi. (Musa) Dedi ki: “Bir cana karşılık olmaksızın, tertemiz bir canı mı öldürdün? Andolsun, sen kötü bir iş yaptın.” (Kehf Suresi, 74)

Hz. Hızır’ın, uygulamaları konusundaki açıklaması ise şöyledir:
“Gemi, denizde çalışan yoksullarındı, onu kusurlu yapmak istedim, (çünkü) ilerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı.”
“Çocuğa gelince, onun anne ve babası mü’min kimselerdi. Bundan dolayı, onun kendilerine azgınlık ve inkâr zorunu kullanmasından endişe edip-korktuk.” (Kehf Suresi, 79- 80)
Kuran kıssalarında anlatılan bütün bu örnekler, insana önemli bir ders verir: Bir olayın “felaket” gibi görünmesi, onun gerçekte öyle olduğu anlamına gelmez. Eğer bir mümin, Allah’a güvenip sığınırsa, O’ndan yardım ister, O’na tevekkül ederse, onun başına gelecek hiçbir olay “kötü” değildir. Allah yalnızca onu denemek, Kendisi’ne olan sadakat ve inancını sağlamlaştırmak için çeşitli zorluklar meydana getirir, fakat bunların hepsinin hayırlı bir sonucu vardır.

Eğer insan bu bilinçle yaşarsa, hem dünya hem de sonsuz ahiret hayatında güç durumda kalmaktan korunur ve ancak bu şekilde huzur ve mutluluğa kavuşur.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , ,

resim88596_2Bu hususta Kur’an-ı Kerimde iki ayet mevcuttur. Bu ayetlerde Cenab-ı Hak gayet açık bir şekilde mealen şöyle buyurmaktadır:

“Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına söyle, evlerinden çıktıklarında dış örtülerini üzerlerine alsınlar.”(1)

“Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, namuslarını da korusunlar, zinetlerini açmasınlar, bunlardan görünen kısmı müstesnadır. Başörtülerini de yakalarının üzerini kapatacak şekilde iyice örtsünler.”(2)

Ayetlerde mü’min kadınların nasıl örtünecekleri, hangi yerlerini açabilecekleri açıkça belirtilmiyor. Fakat şu mealdeki hadis-i şerif ayetleri tefsir ediyor. Peygamberimiz (a.s.m.) baldızı Hz. Esma’ya hitaben, “Ey Esma! Bir kadın adet görmeye başlayınca el ve yüzünden başka yerini yabancılara göstermesi caiz değildir.”(3)

Demek ki, büluğ çağına gelmiş olan Müslüman bir hanımın başını kapatması hem Allah’ın hem de Peygamberin emridir. Yani yüz kısmı açık kalacak şekilde başın kalan kısmını, boyun ve göğüsleri örtmek farz-ı ayndır. Açmak ise bir farzın terki sayıldığından haramdır. Allah ve Resulünün emrini dinlemediği için günahkar olmakta büyük bir mes’uliyet altına girer. Günahkar olan kimse, bu günahından kurtulmak için tevbe istiğfar eder, Allah’tan affını diler.

“Ve bir günah işledikleri veya nefislerine zulmettikleri zaman, Allah’ı anarak günahlarının bağışlanmasını isteyenler, hem de yaptıkları günahta bile bile ısrar etmemiş olanlar. İşte onların mükafatı, Rablerinden bir mağfiret ve ağaçları altında ırmaklar akan Cennetlerdir. Orada ebedi olarak kalacaklardır. Güzel amel yapanların mükafatı ne güzeldir.”(4)

Demek ki, bir tevbenin kabul olması, bir günahın affa liyakat kazanması için hiçbir mazeret yokken o günahta ısrar edilmemesi şartı aranmaktadır.

Bu husustaki bir hadisin meali şöyle:

“Mü’min bir günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta belirir. Eğer o günahtan el çeker, Allah’tan günahının affını dilerse, kalbi o siyah noktadan temizlenir. Eğer günaha devam ederse, o siyahlık artar. İşte Kur’anda geçen ‘günahın kalbi kaplaması’ bu manadadır.”(5)

“Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol vardır” sözü mühim bir gerçeği dile getiriyor. Şöyle ki, bir günahı işlemeye devam eden insan zamanla o günaha alışır, terk edemez bir hale gelir. Bu alışkanlık onu gün geçtikçe daha büyük manevi tehlikelere sürükler. Günahın uhrevi bir cezasının olmayacağına inanmaya, hatta Cehennemin bile olmaması gerektiğine kadar gider. (6)

Böyle bir tehlikeye maruz kalmamak ve şeytanın telkinlerine kanmamak için bir an önce tövbeyi icap ettirecek günahı terk ederek insanın kendine çeki düzen vermesi gerekir.

1) Ahzah Suresi, 59,
2) Nur Suresi, 31,
3) Ebu Davut, Libas 33,
4) Al-i İmran Suresi, 135-136,
5) İbn-i Mace Zühd 29,
6) Lem’alar s7, Mesnev-i Nuriye s115.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

halidiye60_adimehmet_dua20eden20el5b15d-300x252Ne kadar doğru bir tespit.Gerçekten de uykudayız ve o çok güvendiğimiz aklımız bizi uykudan uyandırmaya yetmiyor.bir gün gözlerimizi açıyoruz dünyaya ve sanki hep buradaymışcasına sarılıyoruz dört elle.Nereden geldiğimizi neden geldiğimizi hiç sorgulamadan.Elde ettiğimiz bunca serveti bir mirasyedi gibi kullanıyoruz.Asıl sahibinin bir gün bize hesap soracağını düşünmeden.Yaptılarımızı hiçbir mantık ölçüsüyle açıklamak mümkün değil.Biliyoruzki bu hayat kısa,zaman su gibi akıp gidiyor.Buna rağmen :HİÇ ÖLMEYECEK GİBİ:sarılıyoruz hayata.Her aynaya bakışta gerçekle yüz yüze geliyor,yaşlandığımızı gördükce daha bir inatla sarılıyor insan dünyaya.Hayatın geçiçci olduğunu ve istesekte istemesekte :geldiğimiz gibi çırılçıplak:bırakıp gitmek zorunda olduğumuzu bile,bile bu hırs niye?Hergün biraz daha ölüme yaklaştığını bile,bile ölüme kayıtsız kalmak,Hiç birisini yanında götüremiyeceğini bildiği halde mal,mülk zevk lerin peşinde böylesine hırslı olmak hangi mantıkla açıklanabilir?DAHA KÖTÜSÜ HERKESİN GERÇEKLERİ BİLİP HİÇBİR ÖNLEM ALMAMASI.GÜNEŞİN SICAĞINA KARŞI KREM SÜRÜNÜYOR AMA CEHENNEM ATEŞİNE KARŞI HİÇBİR TEDBİR ALMIYOR.Biliyoruz ölüm var bu bir gerçek.Biliyoruz bir gün sıra bize gelecek.Biliyoruz birgün hayat elimizden kayıp gidecek,biliyoruz sorgu sorulacak,hesap verilecek ama şaşırtıcı bir mantıksızlıkla illüzyon devam ediyor ve Efendimiz (a.s)sözü kulaklarımızda yankılanıyor: İNSANLAR UYKUDADIRLAR,ÖLDÜKLERİ ZAMAN UYANIRLAR:(1) ALLAH(C.C)BİZLERİ ÖLMEDEN UYANAN KULLARINDAN NASİP ETSİN.(AMİN)

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

YÜCE ALLAH’ın insanı tekrar yaratmayacağını iddia etmek,bir makine mühendisinin,planını çıkarıp ürettiği bir makineyi,o makine bozulduktan veya çürüdükten sonra tekrar üretemeyeceğini iddia etmekten çok daha anlamsızdır.Çünkü bir şeyi ikinci defa yapmak ilk defa yapmaktan daha kolaydır.

”İnsan,bizim kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmüyormu?Şimdi o,(bize)apaçık düşman kesilmiştir.Birde kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek verdi;dedi ki”Çürümüş-bozulmuşken bu kemikleri kim diriltecekmiş?”Dedi ki:”Onları ilk defa yaratıp inşa eden diriltecek!”O her(türlü) yaratılışı hakkıyla bilendir.”(Yasin Suresi 77/79)

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Zilhicce ayının ilk on günü Hz.Allah katında diğer aylara göre daha faziletlidir.
hadisi şerif:zilhiccenin ilk on günü içinde yapılan amelden daha sevaplı amel yoktur.
bu on günlerde tekbiri,tehlili,ve hamd bol bol yapmak müstehaptır..
Kuranı kerimde Hz.Allah buyurmuşlarki;malum günlerde Allahın adını ansınlar.
bu günler zilhicce ayının on günü,arefe kurban bayramı ve haccı ekber günlerini içesinde bulundurur.
Zilhicce ayının ilk on gününde oruç tutan kimseye Hz.Allah 10 nimet verir
1.ömrüne bereket verir
2.malını artırır
3.ailesini korur
4.günahlarını afv eder
5.sevaplarını kat kat eder
6.canını son nefeste kolay verir
7.kabrini aydınlatır
8.terazisi ağır gelir
9.cehenneme atılmaktan kurtulur
10.cennetteki dereceleri ükselir
Rabbim sevdiği kullarına tabi olmayı bizlere nasip eylesin.selametle kardeşler

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

islamiBir kısım muarızlar Kur’an’daki, cihadın yerine getirilmesiyle alakalı ayet-i kerimelerin cihadın bir manada zorlama olduğu manasına geldiğini söylemeye çalışmaktadırlar.

Ama, gerçek öyle değildir. Cihat, küfür cephesine ait zorlamaları bertaraf etmek için ve düşünce hürriyetini engelleyip, iradeleri baskı altında tutmayı ahlak haline getirmiş bu küfür cephesinin zalimane tavrına mani olmak içindir. İslam, muhkem ve değişmez kaidesiyle, insanların kendi düşünce ve iradeleriyle hareket etmelerine zemin hazırlamış, bunun önüne geçmeye çalışan her tüşebbüs ve zümreye karşı da cihat ilan etmiştir. Bu mevzuda ifade edilecek tek gerçek şudur: “İradelere vurulan pranga İslam’ın cihat emriyle kaldırılmıştır.” Evet düşünce adına yeryüzündeki muvazene bu emirle temin edilmiştir.(1) Böyle olmasaydı, mesela Suriye Hıristiyanları, ülkelerinin Roma imparatoru tarafından geri alınacağı endişesi karşısında, kiliselerine dolup Müslümanların zaferi için dua ederler miydi? (2) Ve yine, böyle olmasaydı, bir ucundan diğer ucuna altı ayda ulaşılamayan, alabildiğine geniş bir coğrafyada asırlar boyu emniyet ve asayişi temin ile hükümran olan İslam Devletleri kurulabilir miydi?

İslam mücahitleri, cihat emriyle cihanın dört bir yanına insanlık, mürüvvet ve huzur götürürken, fethettikleri ülke insanlarına kendi dindaş ve soydaşları gibi davranmışlardır. Onların bu tutum ve davranışları, kapısına vardıkları kale kapılarıyla birlikte gönül kapılarının da kendilerine açılmasına vesile olmuştur. O ülkelerin ilim ve sanat birikimlerini değerlendirip, sahalarındaki kıymetlere çalışma zemini hazırlayarak, çok çeşitli din ve kültürden ilim, fikir ve sanat erbabının insanlığa hizmetlerini mümkün kılmışlardır. Onları İslam toplumu içinde de onure etmişlerdir.(3)

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Sevginle dağıt bedenimi, Tekrar sevginle bir araya getir!
Sevginle çıkayım kabirden,
Sana koşayım yüreğimdeki sevginle!
Mahşerde sevginin gölgesinde bekleyeyim Seni!
Sevginle hesaba çek beni! Sevgi terazinde ölç sevgimi!
Sahteyse sevgim, yak beni!
Küçücük de olsa eğer, sevgim gerçekse; Sen de sev beni!..
Geçeyim sırat köprüsünden sevginle!
Sevginle, dilimde isminle cennetine koy beni!
Yüreğimdeki aşkınla yüreğine al beni,
Nurunla yak, Cezbenle erit, Ruhuna kat beni!
Ne olur sev beni Allah’ım, Ne olur sev beni!
Nasıl ki kuş kanatsız uçamazsa,
ruhum da sevgin olmadan uçamaz,
Sevgin kanadımdır benim!
Nasıl ki beden cansız yaşayamazsa,
ruhum da aşkın olmadan yaşayamaz,
Aşkın canımdır benim!
Nasıl ki insan sevmeden, sevilmeden yapamaz, bir canan ister,
Ben de sensiz yaşayamam, Cananımsın benim!
Nasıl ki bir ülke sultansız olmazsa, ruhum da sensiz olmaz,
Sultanımsın benim!..
Kanadımsın, Canımsın, Cananımsın, Sultanımsın yarab!
Nasıl ki kelebekler sevdalıysa ateşe,
ve yanacaklarını bile bile nasıl dönerlerse ateşin etrafında,
Nasıl kanat çırparlarsa Sevgili’ye doğru,
Ben de senin nurunun etrafında öylece,
tıpkı kelebekler gibi dönmek,
Kanatlarımı senin aşkınla çırpmak
Ve nurunun beni yakacağını bile bile sana kavuşmak istiyorum.
Bu garip, bu sevdalı kelebeği nuruna kavuşturur musun yarab!
Bana verdiğin onca nimetin kadrini bilemedim,
Sana karşı o kadar mahcubum ki yarab!
Beni affet, Beni bağışla ne olursun!
Affını ve aşkını benden mahrum etme ne olursun!..
Yüreğim günahlarla o kadar kirlendi ki Rabbim!
Senin için döktüğüm gözyaşlarımla yıkasam,
arınır mı acaba yüreğim?
Dünya müminin zindanıymış,
Bunaldım bu zindandan Allah’ım!
Yüreğimdeki sevgini öyle büyüt, öyle büyüt ki,
Yüreğim artık bu dünyaya sığmaz olsun..
Aşkım miracım olsun Allah’ım, Aşkım miracım olsun!
Kalbim bir Burağa dönüşsün ve beni alıp sana getirsin.
Yedi kat göğü aşkınla aşıp huzuruna varayım,
Huzurunda başımı secdeye koyayım,
sonsuza dek hep öyle kalayım yarab!
Öyleyken bir kere nazar et,
Bir kere “Kulum!” de, kendimden geçeyim yarab!..
Ey Azrail! Sen ne güzel bir meleksin!..
Beni vuslatıma erdirir misin?
Sevgili’ye götürür müsün beni?
Kurtarır mısın beni bu dünya zindanından?..
Ey bizleri yoktan aşkıyla vareden şanı yüce Allah’ım!
Beni aşkınla varettiğin gibi, aşkınla yaşat ve aşkınla yanına al!
Ya Fettah! Gönül kapılarımı sevgine aç!
Ya Latif! Bana sevgini, mağfiretini,
bana cennetini, cemalini lutfet!
Sevdiklerini sevmeyi nasip et Allah’ım!
Ya Vedud! Ey sevgiyi vareden, sevgiyle vareden!
Ey aşkı yaratan!
Aşkın kaynağı, Aşkın merkezi, Aşkın ve aşıkların kıblesi!
Ey en çok seven ve en çok sevilen,
Ve sevilmeye en çok layık olan Allah’ım!
Ey En Büyük Sevgili! Bana sevgini bahşet!.
Ya Veli! Dostların en iyisi, en yücesi,
Dostların en güzeli, en mükemmeli!
Ey en büyük dost!
Beni kendine, kendini bana dost kıl!
Ya Semi! Ey her şeyi duyan Allah’ım!
Sana söylediğim bu sevgi sözcüklerini duyuyorsun. Sen de sesini
bana duyur Allah’ım!.
Ne olur bana da söyle “Ey mutmain nefs! Razı olmuş ve razı
olunmuş olarak gel!” diye
Ya Basir! Ey herşeyi gören Allah’ım!
Garipliğimi, aczimi,
kusurlarımı, günahlarımı görüyorsun yarab!
Huzurunda bükülen boynumu, secdeye varmış başımı,
Pişmanlıkla ve aşkınla döktüğüm gözyaşlarımı,
yüreğimdeki sevgini görüyorsun!
Sana layık olmasa da Allah’ım,
Ettiğim secdeler hakkı için,
Döktüğüm gözyaşları hakkı için,
Yüreğimdeki aşkın hakkı için beni bağışla ve cennetine al!
Al ki; senin beni gördüğün gibi, ben de seni göreyim,
Cennetinde cemalini seyredeyim,
Cemalinle kendimden geçeyim yarab!
Ya Hay, Ya Muhyi! Alem seninle hayat bulur.
Seni bilmeyenler, seni sevmeyenler birer ölüdür.

Aşkından mahrum edip de beni öldürme!
Bana aşkınla hayat ver yarab!
Ya Hak! Ezelden ebede vlan tek gerçek sensin Allah’ım!
Beni bu yalan dünyadan kurtar!
Beni sevgi ülkesine, mutluluk ülkesine, beni cennetine al yarab!

Ya Vekil! Dua, secde ve gözyaşıyla sana yöneldim,
Sana tevekkül ettim, Sana güvendim! Vekilim yalnızca sensin! Sen
ne güzel bir vekilsin yarab!
Sen bana yetersin, aşkın bana yeter yarab!
Ya Zahir! Ey varlığı apaçık deliller ile aşikar olan Allah’ım!
Alemdeki her zerre seni haykırıyor!
Ruhum varlığını, yüreğim aşkını haykırıyor Allah’ım!
Ya Batın! Ey varlığı gözle görülemeyecek gizli hazine!
Nuru binlerce perdenin ardından bile yakıp kavuran,
Bu fani gözlerin görmeye dayanamayacağı güzellikte olan Allah�ım!
Zahirimi de, batınımı da nurunla nurlandır,
aşkınla güzelleştir yarab!
Ya Vahid! Şirke düşmeme izin verme!
Yüreğime sevmediklerinin sevgisini yerleştirme!
Ya Hamid! Ey övülmeye layık olan Allah’ım!
Seni hakkıyla övmekten acizim,
Kelimeler yetersiz kalıyor seni övmeye!
Yüreğim sevginin diliyle övüyor seni yarab!
Ya Şehid!
İlim ve kudretiyle ezelden ebede herşeye şahid olan Allah’ım!
Aşkıma şahit ol!
Aşkıma şahit ol!
Aşkıma şahit ol!
Yüreğimdeki sevginle şehid olarak ruhumu al,
Huzuruna senin için dökülen kanlarımla geleyim yarab!
Ya Hakim! Ey herşeye hükmeden Allahım! Kalbime hükmet!
Ey hakla batılın arasını ayıran!
Benimle yalan dünyanın arasını ayır!
Ey hüküm ve hikmet sahibi,
hükmüne herkesi, boyun eğdiği Mevlam!
Yüreğimdeki sevginle sana boyun eğiyorum,
teslimiyetimi kabul et!
Ya Alim! Ey herşeyi bilen Allah’ım! Bana kendini bildir!
Seni sevdiğimi biliyorsun, bana da beni sevdiğini bildir yarab!
Ya Melik! Ey herşeyin sahibi olan Allah’ım!
Bedenimin, ruhumun, yüreğimin sahibi olan Allah’ım!
Ey sevgimin sahibi olan Mevla’m! Beni sevginin sahibi kıl!
Ya Kerim! Ey keremi bol olan
ve karşılık beklemeden ihsanda bulunan Allah’ım!
Sevginin sağnak yağmurları altında sırılsıklam ıslat beni!.
Ya Selam! Ey kullarını kurtuluşa erdiren Allah’ım!
Selamın ve sevgin her an üzerime olsun!
Sevginle, selamınla kurtuluşa erdir beni!
Ya Rezzak! Ey herşeye rızkını veren Allah’ım!
Ruhumun, yüreğimin rızkı aşkındır! Aşkınla rızıklandır beni!
Ya Hafiz! Ey her şeyi koruyan Allah’ım!
Beni; yüreğimdeki aşkının düşmanı olan şeytandan
ve onun yoldaşlarından koru!
Ey hiçbir şeyi unutmayan Mevla!
Seni unutan, senin de unuttuğun kullarından eyleme beni!
Ya Tevvab! Ey tövbeleri kabul eden!
Yapmış olduğum tövbeleri kabul et!
Bir daha yapmamak için bana güç ver!
Ya Rahman, Ya Rahim, Ya Gaffar!
Ey affetmeyi seven Allah’ım!
Ne olur, ne olur affet beni!..
Sevgimin hatrına bağışla beni yarab!
Ya Kahhar! Ey kahredici Allah’ım!
Sevginden mahrum ederek kahretme beni!
Ya Aziz! Beni sevginden yoksun bırakıp da zillete düşürme!
Sevginle aziz kıl beni!
Ya Meyyit! Ey öldüren Allah’ım! Aşkınla öldür beni!
Ya Bais! Ey dirilten Mevlam! Aşkınla dirilt beni!
Ya Hasib! Ey kullarını hesaba çekici olan Allah’ım!
Aşkınla hesaba çek beni!
Ya Kadir! Ey kuvvet ve kudret sahibi!
Bana emanetini ve sevgini taşıyabilme gücü ver!
Ey herşeyi kendine boyun eğdiren!
Kudretinin karşısında boyun büktüm, acizim.
Ben sensiz ben bir hiçim, aşkınla varet beni yarab!
Ya Samed! Ey kimseye muhtaç olmayan, her şeyin kendisine muhtaç
olduğu Rabbim!
Sana muhtacım! Nuruna muhtacım! Aşkına muhtacım!
Beni senden ayırma! Beni Aşkından ayırma!
Ya Rafi! Ey hak edenleri yücelten Allah’ım!
Aşkınla kendine yücelt beni!
Ya Hadi! Ey hidayete, doğru yola erdiren Allah’ım!
Yoluna erdir beni! Aşkına erdir yüreğimi!
Ya Gani, Ya Muğni! Ey zengin olan, zengin eden Allah’ım!
Asıl zenginlik sevgine sahip olmaktır! Sevginin zengini kıl beni!
Aşkının zengini kıl beni!
Ya Nur! Alemleri ve gönülleri aydınlatan,
nur üstüne nur olan Allah’ım!
Nurunla nurlandır yüzümü,
Nurunla nurlandır bedenimi,
Nurunla nurlandır yüreğimi
Ya Sultan! Kendine esir et beni!
Ya Canan! Kendine meftun et beni!
Ya Allah!
Ya Allah!
Ya Allah!
Ey En Büyük Sevgili!
Ben seni çok seviyorum yarabbi, ne olur sen de sev beni!
Varsın hiç kimse bilmesin beni,
Varsın hiç kimse sevmesin beni,
Yeter ki sen sev beni Allah’ım, yeter ki sen sev beni!…

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Namaz kılmayan insanın inancına bakılır, kılmayış sebebine nazar edilir. Namazı kılmayışı farz olduğuna inanmayışından mı, yoksa tembellik ve ihmalden midir? Şayet (Allah korusun) namazın farz olduğuna inanmadığı için namaz kılmıyorsa imanı gider, küfre düşmüş olur. Ne kendisine kız verilir, ne de kestiği yenir?

Ancak,namazını imansızlıktan değil de, ihmal ve tembellikten kılmıyorsa o adam iman sahibi ama günahkâr bir Müslümandır. Günahkâr Müslümana ise kız da verilebilir, kestiği de yenilir.

Resûli Ekrem Efendimiz, kızını fâsık birine verene Allah`ın lânet edeceğini hadîsinde haber vermiş, kız ve oğlan ana-babalarını böylece ikazda bulunmuştur.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

allahin-kullarina-olan-rahmetinin-uc-derecesiAllah’ın umuma olan rahmeti : Yüce Allah’ın bu rahmeti bütün varlıkları kapsar. Yani ister insan olsun ister hayvan olsun. Kısacası kainattaki bütün varlıklar Alah’ın bu rahmetinden kısmetlerini alırlar. Bu rahmet, bütün varlıkları kapsar.
Allah (c.c) Hz. lerinin seçkinlere olan rahmeti : Şanı yüce olan Allah’ın bu rahmeti, hattı zatında ahirete imanlı kullarına mahsustur, onlar için vaat edilmiştir. Aynı zamanda bu rahmet, her müminin derecesine göre göre verilecektir.

 

Sevgili Mümin’ler bunu şunun için söylüyorum ki, her bir müslüman : Ben La ilahe illallah, Muhammedün Resulüllah derim. Namazımı kılarım. Orucumu tutarım. Haccımı yaparım. Zekatımı veririm ve Tevbemi ederim diyerek sakın olupta kendine güvenmesin. Kendi kendini aldatmış avutmuş olur. Sadece bunların dış görünüşleriyle kanaat etmesin. Sanılanın aksine Allaha kulluk yolunda uğraşsın çaba göstersin. daha yüksek mertebelere ulaşmak için mücadele versin. Şayet böyle yapmaz dabu ibadetlerin sadece zahiri şekilleri ile avunup aldanmnış olur ve de Nefs-i Emmare derecesinde kalırsa bir müslüman için ulaşılması başlı başına hedef olan derecelere ulaşamaz ve Allah (c.c) Hz. lerinin rahmetine nail olamaz, ne yazık ki nimetlerinden de mahrum kalır. Bu nedenle’de kulluk yolunda şevkle aşkla çalışmayı elden bırakmamak ve insanlık derecelerinde yükselebilmek için çok gayretler sarf etmek gerekir. Bu işlere Namaz, Oruç, Zekat, Haç gibi ibadetlerin yalnız zahiri (açık, belli, görünen) şekilleri ile yeterli bulmakla olmaz. Yüce Allah Kur’an-da şöyle buyuruyor :

 

İnsan için kendi çalışıp kazandığından başka bir şey yoktur. (Necm suresi ayet : 39)

Allah-u Teala’nın bu kelamından da anlaşılıyor ki, Allah’a kulluk yolunda çok çalışmak, uğraşmak ve çaba göstermek gerekiyor.

 Allah (c.c) Hz. lerine yakın olmayı çümle mümin kardeşlerimize nasip etsin…

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

S. 1- Din neye denir?

C. 1- Din; akıl sahibi insanları kendi istekleri ile dünya ve ahirette iyiliğe ve mutluluğa ulaştırmak amacıyla Allah tarafından peygamberleri aracılığı ile gönderilen esaslar bütünüdür.

S. 2- Dinin gayesi nedir?

C. 2- Dinin gayesi; insanların dünya ve ahiret mutluluklarını sağlamaktır.

S. 3- Dinler kaç kısma ayrılır?

C. 3- Dinler başlıca üç kısma ayrılır:

1) Hak din,

2) Muharref dinler,

3) Batıl dinler.

S. 4- Hak dini tarif ediniz.

C. 4- Hak din; Allah tarafından peygamberleri aracılığı ile insanlara bildirilen, hiç bir değişikliğe uğramadan ve bozulmadan günümüze kadar gelen dindir. Bu özellikleri taşıyan tek din, İSLÂM Dini’dir.

S. 5- Muharref din ne demektir?

C. 5- Muharref din; Allah tarafından peygamberleri aracılığı ile gönderilen, ancak sonradan insanlar tarafından değiştirilen ve aslı bozulan  dindir.

 S. 6- Bâtıl dinleri tarif ediniz.

C. 6- Bâtıl dinler; insanlar tarafından uydurulan dinlerdir.(Aya, güneşe, ateşe tapmak gibi.)

S. 7- İslâm Dini’ni diğer semâvi dinlerden ayran özellikler nelerdir?

C. 7- 1) Diğer semâvi dinler belli bir bölgeye yahut belli bir topluma özgü iken, İslâm Dini bütün insanlığa hitap eden evrensel bir dindir.

2) Diğer dinlerin hükümleri, ilke ve prensipleri İslâm Dini’nin gelmesi ile yürürlükten kalkmıştır. İslâm’ın getirdiği ilke ve esaslar kıyamete kadar geçerlidir.

3) Diğer semâvi dinlerin ana kaynakları kaybolduğu veya değişikliğe uğradığı halde, İslim’in ana kaynağı Kur’ân-i Kerîm günümüze kadar bir harfi bile değişmeden gelmiştir.

4) İslâm’da tevhîd (Allah’ın birliği) inancı vardır. Diğer dinlerde

bu inanç bozulmuştur.

5) Diğer semâvi dinlerden her biri, kendinden sonra gelen dini kabul etmezken, İslâm bütün semâvi dinleri asli şekliyle kabul eder.

S. 8- Akâid ne demektir?

C. 8- Akâid; “akîde” kelimesinin çoğulu olup, sözlükte; “gönülden bağlanılan, inanılan şeyler” demektir.Terim olarak; “İslâm Dini’nde inanılması farz olan şeyler, iman esasları, dinin temel kural ve ilkeleri” anlamına gelir.

S. 9- Akâid ilmi nedir?

C. 9- İman esaslarını konu alan bilim dalına “Akâid ilmi” denir.

S. 10- İman ne demektir?

C. 10- İman; sözlükte doğrulamak, inanmak demektir.Dinî terim olarak ise; Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.)’in vahiy yoluyla Allah’tan alıp insanlara ulaştırdığı şeylerin doğru olduğunu kalp ile tasdik etmek ve inandığını dil ile ifade etmektir.

S. 11- İman kaç kısma ayrılır?

C. 11- İman, inanılacak şeyler açısından iki kısma ayrılır:

1) İcmâlî iman:

İnanılacak şeylere kısaca ve toptan inanmak demektir. İmanın bu çeşidi, kelime-i tevhid ve kelime-i şehâdette özetlenmiştir. Başka bir ifadeyle, İcmâlî iman; Allah’tan başka ilah olmadığına ve Hz. Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna inanmaktır.

2) Tafsîlî (ayrı ayrı) iman:

İnanılacak şeylerin her birine açık ve geniş bir şekilde, ayrıntılı olarak inanmaktır.

S. 12- İmanın şartları nelerdir?

C. 12- İmanın şartları 6 tanedir:

1) Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak,

2) Allah’ın meleklerine inanmak,

3) Allah’ın kitaplarına inanmak,

4) Allah’ın peygamberlerine inanmak,

5) Ahiret gününe inanmak,

6) Kadere, iyilik ve kötülüğün Allah’ın yaratmasıyla olduğuna inanmak.

 

 

 

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

casus telefon - casus kulaklik
youtube - blog - nakliyat - sesli - sesli chat - Chat - evden eve nakliyat - sesli chat - video klip - sesli sohbet - bedava 3ds max modeller - avatar oyunları - asker oyunları - güzel sözler - izle - harita ofisi - silindir kapağı - truck mixer - klip izle - sohbet - msn indir - görüntülü sohbet - sultan - kamerali chat - msn ifadeleri - expreskurye - satılık ilanlar - Görüntülü Sohbet - sesli chat - Kültür-Sanat - film izle - para kazanmak - beceri - hava durumu - şehir - viagra - sesli chat - Tekniker - AutoCAD - sıcak - reklam 17 - Flash Oyunlar - ambar - zonguldak yeni köprü - Vancouver 2010 - darende resimleri - Tanganika - film izle - estetik - android türkiye - online film izle - kayu