Posts Tagged 'dualar'

bismillah12Malik bin Yesar’dan rivayet edildiğine göre Resulullah(sav) şöyle buyurdu:

“Her kim sabahladığında üç kere: “Eûzu billahis semiyyil aliymi mineşşeytanirracim (Kovulmuş şeytanın şerrinden hakkıyla işiten ve her şeyi bilen Allah’a sığınırım).” Dedikten sonra Haşr suresinin sonundan üç ayet okursa, Allahü Teâlâ o kişiye akşama kadar duâ etmek üzere yetmiş bin melek görevlendirir. O gün ölürse, şehit olarak ölür. Akşamladığında bunları okuyana da aynı derece vardır.

Ahmed b. Hanbel, Müsned, 5/26.

     Haşr suresinin son üç ayeti:

Huvallahulleziy la ilahe illa huve ‘alimulğaybi veşşehadeti  huverrahmanurrahıymu.
 

Huvallahulleziy la ilahe illa huve elmelikulkuddususselamul mu’minul muheyminul ‘aziyzul cebbarul mutekebbiru subhanallahi ‘amma yuşrikune.
 

Huvallahul halikul – bariy-ulmusavviru lehul’esma ulhusna yusebbihu lehu ma fiyssemavati vel’ardı. Ve huvel’aziyzulhakiymu.

     Meali:
 

O, kendisinden başka hiçbir ilah olmayan Allah’tır. Gaybı da, görünen âlemi de bilendir. O, Rahmân’dır, Rahîm’dir.
 

O, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah’tır. O, mülkün gerçek sahibi, kutsal (her türlü eksiklikten uzak), barış ve esenliğin kaynağıi, güvenlik veren, gözetip koruyan, mutlak güç sahibi, düzeltip ıslah eden ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan Allah’tır. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.
 

O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah’tır. Güzel isimler O’nundur. Göklerdeki ve yerdeki her şey O’nu tesbih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

allahuekber04

 

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bir gün annesi tarladan kaldırdığı buğdayları, biriyle Ubeydullah-ı Ahrâr’a gönderdi. Ubeydullah-ı Ahrâr buğdayları ambara koymakla meşgûlken, buğdayları getiren kimse, boş çuvallarını alıp gitti. Nereye gittiği ve hangi yoldan gittiği belli değildi. Ubeydullah-ı Ahrâr o anda neden bu zavallı ve garib kimseden duâ almadığına üzüldü. İçine garib bir ızdırap çöktü.

Buğdayı olduğu gibi bırakıp koşarak o kimsenin peşine düştü. Yanına vararak tevâzu ile kendisine duâ etmesini istedi ve;
-Beni gönlünüze alın. Hâlime biraz inâyet nazarıyla bakın. Belki duânız ve himmetiniz bereketiyle Allahü teâlâ beni bağışlar, merhâmet eder de yolum açılır, dedi.

Onun yüzüne şaşkın ve hayret dolu ifâdelerle bakan zât;
-Zannediyorum ki Türk şeyhlerinin söyledikleri; “Her geleni Hızır bil, her geceyi Kadir bil” sözüne göre hareket ediyorsun. Fakat ben hiçbir özelliği olmayan kendi hâline yaşayan bir kimseyim. Elimi yüzümü bile lâyıkı ile yıkamayı bilmem. Senin istediğin şeyden ben haberdâr değilim. O bende yoktur.” dedi.

Ubeydullah-ıAhrâr duâ etmesi için yalvarmaya devâm etti. O kimse, Ubeydullah-ı Ahrâr’ın yalvarışına dayanamayarak ellerini kaldırdı ve;
-Allahü teâlâ senin kalb gözünü açsın, diye duâ etti. Bu duâ bereketiyle Ubeydullah-ı Ahrâr’ın kalbinde açılmalar oldu.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

vZeynep’le annesi, o içinde her şey olan kitabı, yani Kur’ân’ı okumaya başladılar Önce annesinin ağzından bir fısıltı duyar gibi oldu Zeynep “Efendim?” dedi Kendisine bir şey söylendiğini sanmıştı “Besmele çektim” dedi annesi “Bismillahirrahmanirrahim”

Zeynep şimdi daha iyi duymuştu “Dedem beni kucağına alırken de aynı şeyi söylemişti” dedi

Annesi gülümsedi

“Çünkü her işin başı ‘Bismillah’tır Her işe başlarken ‘Bismillahirrahmanirrahim’ deriz Kur’ân okumaya başlarken de, yemek yapmaya başlarken de”

Zeynepcik sormadan edemedi:

“Neden bismillah diyoruz ki? Sebebini tam anlayamadım”

Annesi gözlerinin içine baktı Zeynep’in Bu bakış çok hoşuna giderdi Annesinin gözlerinin içinde kendisini görebiliyordu

Annesi anlatmaya başladı

“Hani, hatırlar mısın, bir masalda, ‘Açıl susam açıl!’ deyince açılan bir kapı vardı Kapı bu sözü söylemeden açılmıyordu”

Zeynep başını salladı Annesinin gözlerinin içindeki Zeynep de salladı başını

“Biz bu söze ‘parola’ diyoruz Dün seyrettiğimiz filmde de vardı, hatırlasana Kapıya bir yabancı gelirse, parolayı soruyorlardı Bilemezse içeri almıyorlardı Parolayı bilmeyen dışarda kalıyor, yabancı ve düşman sayılıyor Ama parolayı söyleyince, herkes dost olduğunu anlıyor ve sana öyle davranıyor”

Zeynep bütün bunların “Bismillahirrahmanirrahim”le ilgisini merak ediyordu Gözlerini annesinin gözlerinden ayırmadan öylece durdu Dudakları aralanmıştı meraktan

“Bismillah da onun gibi bir parola işte!” dedi annesi “Bir işi yapmaya başlayınca, varlıklar âleminin kapısını aralarsın Onların seni tanımasını, sana destek olmasını umarsın O zaman bir işe başlar başlamaz, kendini tanıtman gerek Onları ve seni yaratan Allah adına burada olduğunu söylemelisin İşte ‘Bismillah’ diyerek, Allah’ın adıyla iş yaptığını hatırlatırsın, O’nun kulu olduğunu hatırlarsın, O’nun izniyle hareket ettiğini söylemiş olursun Yani, bu âlemin parolasını fısıldamış olursun Eğer parolayı söylemezsen, yabancı ve düşman sanılırsın Bir bahçeye izinsiz girmek gibi bir şey bu! O zaman sana kapılar açılmaz, işlerin kolaylaşmaz Parolayı söylersen kapılar açılır, yabancılık çekmezsin, hiçbir şey de sana yabancı ve düşmanmış gibi gözükmez

“İşte biz de ‘Bismillah’ diyerek başlıyoruz okumaya; tâ ki Rabbimizin söyledikleri bize açılsın ve ne sorumuz varsa cevaplansın”

Zeynep, “Şimdi ‘Bismillah’ deyince Kur’ân’ın kapağı kendiliğinden mi açılacak?” diye sordu

Annesi bu masumca soruya tebessümle karşılık verdi Biraz gülüştüler

“Aslında, evet!” dedi annesi “Biz Allah adına açacağız Kur’ân’ı ve o da bize sırlarını açacak, sorularımızı cevaplayacak”

“Hadi var mısın?” dedi annesi Elinden tuttu Zeynep’in

Kur’ân’ın ilk kapağını Zeynep’in minik elleri kaldırdı Ama önce parolayı söyledi: “Mismillah!”

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Resülullah Efendimiz, Imam Ali (Kerremallahü Vecdehü)’ye soruyor:
Sizi, ömrünüzün uzun olmasi sevindirir mi?
Sizi, rizkinizin bol olmasi sevindirir mi?
Sizi, sohbette kalmaniz sevindirir mi?
Sizi, düsmanlariniza gâlip gelmeniz sevindirir mi?
Sizi, süi hâtimeden kurtulmak (son nefeste imanla gitmek) memnun eder mi?
Elbette eder. Öyle ise aksam ve sabah su duayi üç defa okuyunuz:
“Sübhâna’l-lâhi mil’el mizân ve müntehe’l-ilmi ve meblega’r-rizâ ve zinete’l-ars.”
Bu duayi her sabah ve aksam üç defa okumaya devam etmelidir. Ömrün uzun ve me’sud olmasi,
imanla ölmek, kabir azabindan kurtulmak, Sirat köprüsünden geçmek ve cennete vasil olmaya
vesile olur.
Mânasi: Mizanin dolusu kadar, ilmin sonu kadar, Allah’in razi olacagi kadar ve arsin
agirligi kadar, Allah’i (c.c.) tesbih ederim.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Eller var.dua

Düzenleyici ve düzelticidir. Çapak gördüğü göze yumruk olmaz. Kimseye hissettirmeden, bir ana şefkatiyle o çapağı alır. Yüzün ve gözün güzelliğini çapağa feda etmez. Değdiğini bozmaz, düzeltir. Düzelteceğim diye “düz” hatta “dümdüz” etmez. Çünkü bu eller, amuda kalkıp da dünyayı düzeltme iddiasına soyunan “ters”lerin elleri değildir.

Eller var.

Hiçbir taşın altına girmeye yanaşmaz. Nice taşlar, kayalar, dağlar kaldırılır. O pamuk eller arazi olmuş, ortalardan tüymüştür. Ara ki bulasın. Israrla o elleri arar gözleriniz, ama yok. Sıkıntıya gelemez pamuk eller. Fakat dağlar gibi taşları taşımaktan yorgun ve bitap düştüğü için ayağı sürçenleri, tökezleyenleri görmeye görsün bu eller. Hemen ovuşturma vaziyetine girerler. Utanmadan yakasına sarılır, tokatlamaya yeltenirler. Utanmaz eller. Taşın altına sokmaya gelince toz olan bu eller, yakaya sarılmaya gelince aslanpençesi kesilir. Kırılası eller o eller.

Eller var.

Pamuk değil, nasır tutmuştur. Neden olacak? Elbet, her yarım kalmış yükün altına girdiği için. Her hayırlı teşebbüsün ucundan tuttuğu için. Her yükü ağıra el atığı için. Her yolda kalmışın kolundan tutup kaldırdığı için. Her dermanı tükenmişe derman kattığı için. Öpülesi eller o eller.

Eller var.

Vuracağı yeri bilmez, duracağı yeri bilmez. Kabarmış bir koltuğun elleridir bunlar. Sürekli tokat halinde gezer. Hiçbir şey bulamazsa, havayı tokatlar, suya yumruk atar. El ele vermişler zincirine girip, diğer ellerle birleşmez bu eller. Aksine birleşmiş elleri çözüp ayırır, kırıp koparır. Kırıp koparacağı başkalarının eli tükenirse, bu kez kendi ikizine yönelir, onu kırar, ona vurur.

Eller var.

Vuracağı yeri de bilir, duracağı yeri de. Dostu da tanır, düşmanı da. Yalnız dosta değil, düşmana bile rahmettir o eller. Yara sarar, ayıp örter. Bir ananın elleri gibi, okşayacak yetim, yaşını silecek öksüz, sıvazlayacak kırık yürek arar. Yıkılmışları yapar, dağılmışları toplar, yarımı tamamlar, tamamı kucaklar, ayrılanı birleştirir, birleşeni sıklaştırır.

Eller var.

Her önüne gelenden bir şeyler ister. Hiç işe girişmez, hep beleşe girişir. Sürekli istemek için açılır. Almaya bayılır, vermekten nefret eder. Bu ellerin bildiği tek dua “Rabbena hep bana”dır. Böyle elleri bin kez de doldursanız, bin birinciyi ister. Hapsini de kendi cebine boşaltır. Başka elleri de görmek gibi bir derdi yoktur. Bencil eller bu eller.

Eller var.

Hep almaz, ama hep verir. İddialı değildir, fakat kararlıdır. O elleri herkes ortalarda görmez. Muhatabının gözüne sokulmaz. Alkışı hak edeni alkışlamaktan çekinmez, fakat kendisi alkış istemez. Verirken görünmemek için köşe bucak saklanır. O eller, bir Allah’tan ister, başkasından istemektense taş kesilmeyi tercih eder. Fedakâr eller o eller.

Eller var.

Sürekli bedduaya durur. Bedduaya duran, suizanna ayarlı, kara yüreklere bağlı eller bunlar. Armudun sapı der, beddua eder. Üzümün çöpü der, beddua eder. Kusursuz kadı kızı arar, fakat kendisi pür-taksirdir. Herkese beddua için açılan bu uğursuz eller, herkesin ellerinin kendisi için duaya kalkmasını bekler. Bunu bulamadığında da yumruk olur, sağa sola saldırır. Haddini bilmez, kadir bilmez eller.

Eller var.

Sürekli duaya durur. Peygamberlerin ellerinden bir hisse kapmıştır. Dostlarına değil sade, düşmanlarına bile duaya durur. Sevdiği güllerin dikenleri tarafından kanatılınca, gülü kökünden sökmeye kalkışmak gibi bir cinayet işlemez bu eller. Aksine, gülünü sevdiği için, kendini kanatsa da, dikenini de sever. İçinde hayır olan bir yüreğe bağlı eller bunlar. İçinde umut ve sevgi olan bir yüreğe bağlı eller…

Ellerinize bakın, kendinizi tanıyın! Zira onlar, sizin aynanızdır.

Allah’ım! Ellerimizi bırakma!

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Hadis kaynaklarında diğer meleklerin Kur’an okuduklarına dair bir bilgiye rastlayamadık. Ancak, diğer zikirleri dinledikleri gibi, Kur’an’ı da dinlerler ve okuyanlara dua ederler. “Arşı taşıyanlar ve onun etrafında bulunan melekler, hamd ile Rablerini tesbih edip O’na iman ederler ve müminler için şöyle mağfiret diler ve dua ederler.: “Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde, tevbe edenlerin ve yoluna uyanların günahlarını bağışla ve onları cehennem azabından koru! Rabbimiz! Onları ve atalarından, eşlerinden ve nesillerinden sâlih olanları kendilerine vâd ettiğin “Adn” cennetlerine koy. Şüphesiz ki Sen, her şeye gâlipsin, hüküm ve hikmet sahibisin.”(Mümin, 40/7-8). Bu ayetlerde, kulluklarını yerine getiren müminler için, meleklerin dua ettikleri bildirilmektedir. Kulluk vecibelerinin başında Kur’an okumak gelir. Demek ki, onu da dinlerler. Aşağıdaki hadis de meleklerin Kur’an’ı dinlediklerini görmek mümkündür: Hz. Bera anlatıyor: “Bir adam, yanında iki iple bağlı olan atı olduğu halde, Kehf Suresi’ni okumuş, bir bulut gittikçe yaklaşarak onu kuşatıvermiş ve bundan ötürü at ürkmeye başlamıştır. Sabahleyin bu olayı Hz. Peygamber (a.s.çm)’e anlattı. Efendimiz (asv): “O bir sekinedir, Kur’an sebebiyle inmişti.”(Buharî, Fadailu’l-Kur’an,11; Müslim, Musafirin, 240). Bu hadiste “sekine” olarak ifade edilen husus, Bakara suresinin okunmasıyla ilgili diğer bir hadiste “melekler” olarak ifade edilmiştir(bk. Buharî, Fadailu’l-Kur’an, 15). Hadisteki sekine konusunda değişik görüşler ileri sürülmüştür. Bunlardan tercih edilen görüş, İmam Nevevî’nin ifade ettiği gibi, Kur’an okunurken, inen Sekineden maksat, içinde rahmet, sükunet, vakar bulunan ve bir bulut görüntüsünü veren bir mahluktur ki, beraberinde melekler vardır.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bir kâfilede bulunan insanlar, Ebü’l-Hasan Harkânî hazretlerinin huzûruna gelip;

-Yollar korkuludur. Bize bir duâ öğretiniz, diye istirhâm edince; buyurdu ki:

- O zaman, Ebü’l-Hasan’ı hatırınıza getiriniz!

Bu söz, gelenlerin hoşlarına gitmedi. Yolda eşkıyâ, önlerine çıktı. Hepsinin mal ve metalarını aldı. Yalnız, Ebü’l-Hasan-ı Harkânî hazretlerini hatırlayan bir kimsenin malına zarar gelmedi. Bu hâle arkadaşları şaşıp, sebebini sorduklarında;

-Ebü’l-Hasan-ı Harkânî’yi hatırladım ve kurtuldum, cevâbını aldılar.

Gelip durumu Ebü’l-Hasan hazretlerine anlattılar. Ve;

-Biz Allah’tan yardım istedik, eşkıyâlar bizi soydu. Fakat seni hatırlayıp, senden yardım isteyen şu arkadaş kurtuldu. Bunun hikmeti nedir? diye sordular.

-O arkadaşınızı kurtaran, Allahü teâlâdır. Günahkâr ağızdan çıkan duâyı cenâb-ı Hak kabûl etmez. Bunun için siz Allah’a yalvardığınız zaman duânız kabûl olmadı. Bu arkadaşınız beni hatırlayıp imdât isteyince, ben de Rabbime duâ ettim; “Yâ Rabbî! Şu kulunu içinde bulunduğu belâdan kurtar.” dedim. Rabbim benim duâmı kabûl ettiği için, o arkadaşınız kurtuldu. Mesele bundan ibârettir.” buyurdu

Tags: , , , , , , , ,

12

Tags: , , , , , , , , ,

mekik aleti - pilates topu
CS 1.6 - dantel örnekleri - haber - film izle - gebze evden eve nakliye - Havacilik Calisanlari - truck mixer - Sivil Havacilik Haberleri - Chat - mmorpg - sözlük - silindir kapağı - Vancouver 2010 - Teknikerler - evden eve nakliyat - Kene - Facebook Oyunlar - klip izle - AutoCAD - güzel sözler - travel - dekorasyon - otomatik şanzıman - görüntülü chat - oyunlar1 - toki evleri - msn indir - msn ifadeleri - sesli chat - indirmeden film izle - palyaço - burçlar - nakış - Kanser - cialis - usak haber - Seslisohbet - ezel - mmorpg - avatar oyunları - izle - fuar çantası - silindir kapak - Online Mp3 Dinle - yüzey işleme - sevişme izle - fragman - Oyunlar1 - oyunlar1