Posts Tagged 'dini hikayeler'

dini1Caddenin bir tarafında, oldukça dalgın ve düşünceli yürüyordum. Yanıbaşımdan gelen nazik bir sesle kendime geldim:

- Selâmün aleyküm, hocam!

Baktım ki, okuldan mezun olmuş öğrencilerimizden biri.

- Ve aleykümüsselâm Mehmet.

Hal-hatır faslından ve kısa bir sohbetten sonra, ters istikametlere doğru ayrıldık. O benden ayrılırken, tekrar selam vermeyi de ihmal etmedi.

Tam bu sırada caddenin öbür yakasında bir homurdanma sesi duydum:

- Bu da ne oluyor yahu? Eskiden beri hep ayrılırken Allahaısmarladık, güle güle gibi şeyler söylenirdi. Şimdi bir de ayrılırken selam modası çıktı!

Dönüp baktım. Yaşlı bir adam, yanındaki biriyle böyle konuşuyordu. Yanlarına yanaşarak dedim ki:

- Karşılaşmada olduğu gibi, ayrılırken de selam vermek sünnet olduğu için böyle yapılıyor.

- Öyleyse daha önce neden yoktu bu sünnet?

- Ta önceden beri ayrılma sırasında da selamlama sünneti vardı. Bu, Peygamber Efendimizr17;in tavsiye ettiği İslâm adablarındandır. Fakat son devirlerde bu incelik memleketimizde unutulmuş veya ihmale uğramıştır. Şimdi doğrusunu bilen bazı gençler bunu yapıyorsa, onları kınamak değil takdir etmek gerekir.

Adamcağız biraz şaşkın, fakat merakla dinliyordu. Yeni birşeyler öğrenmek, onu memnun etmiş görünüyordu. Ben de çarşıya kadar birlikte yürüdüğümüz süre içinde bu selam sohbetine devam ettim.

Ayrılacağımız sırada, o benden önce davranarak son sözünü söyledi:

- Selâmün aleyküm, Allah’a ısmarladık.

Bu duyarlı adam, birkaç dakikalık sohbetle meseleyi kavramıştı.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bir gün annesi tarladan kaldırdığı buğdayları, biriyle Ubeydullah-ı Ahrâr’a gönderdi. Ubeydullah-ı Ahrâr buğdayları ambara koymakla meşgûlken, buğdayları getiren kimse, boş çuvallarını alıp gitti. Nereye gittiği ve hangi yoldan gittiği belli değildi. Ubeydullah-ı Ahrâr o anda neden bu zavallı ve garib kimseden duâ almadığına üzüldü. İçine garib bir ızdırap çöktü.

Buğdayı olduğu gibi bırakıp koşarak o kimsenin peşine düştü. Yanına vararak tevâzu ile kendisine duâ etmesini istedi ve;
-Beni gönlünüze alın. Hâlime biraz inâyet nazarıyla bakın. Belki duânız ve himmetiniz bereketiyle Allahü teâlâ beni bağışlar, merhâmet eder de yolum açılır, dedi.

Onun yüzüne şaşkın ve hayret dolu ifâdelerle bakan zât;
-Zannediyorum ki Türk şeyhlerinin söyledikleri; “Her geleni Hızır bil, her geceyi Kadir bil” sözüne göre hareket ediyorsun. Fakat ben hiçbir özelliği olmayan kendi hâline yaşayan bir kimseyim. Elimi yüzümü bile lâyıkı ile yıkamayı bilmem. Senin istediğin şeyden ben haberdâr değilim. O bende yoktur.” dedi.

Ubeydullah-ıAhrâr duâ etmesi için yalvarmaya devâm etti. O kimse, Ubeydullah-ı Ahrâr’ın yalvarışına dayanamayarak ellerini kaldırdı ve;
-Allahü teâlâ senin kalb gözünü açsın, diye duâ etti. Bu duâ bereketiyle Ubeydullah-ı Ahrâr’ın kalbinde açılmalar oldu.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Hz. Ömer (R.A.) naklediyor:
“Rasulullah (A.S.) zamanında Abdullah isminde “el-hımâr lakabıyla meşhur birisi vardı; sık sık Rasulullah’ı güldürürdü.
Bir defasında içki içtiği için Efendimiz onu cezalandırmıştı. Başka bir defasında yine içki yüzünden huzura getirildi; Efendimiz (A.S.) emretti, yine ceza uygulandı.

Onun bu şekilde bir kaç defa cezalandırıldığını gören birisi:
“Allah ona lânet etsin! Ne kadar da çok içki içiyor. diye lânet okudu. Bunu duyan Rasulullah (A.S.).“Ona lânet etmeyin! Vallahi o Allah ve Rasulünü seviyor. buyurdu. (Buhari, Ebû Ya’lâ)

Ebu Hureyre’nin (R.A.) aktardığı bir olayda da, yine içki yüzünden ceza verilen bir kimseye oradakilerin beddua etmesi üzerine Rasulullah (A.S.):
“Böyle söylemeyiniz! Kardeşinize karşı şeytana yardımcı olmayınız! (Buhari) Allahım onu affet, onu doğru yola ilet. Allah sana acısın deyiniz. buyuruyor. (Kandehlevî)

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Hadis kaynaklarında diğer meleklerin Kur’an okuduklarına dair bir bilgiye rastlayamadık. Ancak, diğer zikirleri dinledikleri gibi, Kur’an’ı da dinlerler ve okuyanlara dua ederler. “Arşı taşıyanlar ve onun etrafında bulunan melekler, hamd ile Rablerini tesbih edip O’na iman ederler ve müminler için şöyle mağfiret diler ve dua ederler.: “Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde, tevbe edenlerin ve yoluna uyanların günahlarını bağışla ve onları cehennem azabından koru! Rabbimiz! Onları ve atalarından, eşlerinden ve nesillerinden sâlih olanları kendilerine vâd ettiğin “Adn” cennetlerine koy. Şüphesiz ki Sen, her şeye gâlipsin, hüküm ve hikmet sahibisin.”(Mümin, 40/7-8). Bu ayetlerde, kulluklarını yerine getiren müminler için, meleklerin dua ettikleri bildirilmektedir. Kulluk vecibelerinin başında Kur’an okumak gelir. Demek ki, onu da dinlerler. Aşağıdaki hadis de meleklerin Kur’an’ı dinlediklerini görmek mümkündür: Hz. Bera anlatıyor: “Bir adam, yanında iki iple bağlı olan atı olduğu halde, Kehf Suresi’ni okumuş, bir bulut gittikçe yaklaşarak onu kuşatıvermiş ve bundan ötürü at ürkmeye başlamıştır. Sabahleyin bu olayı Hz. Peygamber (a.s.çm)’e anlattı. Efendimiz (asv): “O bir sekinedir, Kur’an sebebiyle inmişti.”(Buharî, Fadailu’l-Kur’an,11; Müslim, Musafirin, 240). Bu hadiste “sekine” olarak ifade edilen husus, Bakara suresinin okunmasıyla ilgili diğer bir hadiste “melekler” olarak ifade edilmiştir(bk. Buharî, Fadailu’l-Kur’an, 15). Hadisteki sekine konusunda değişik görüşler ileri sürülmüştür. Bunlardan tercih edilen görüş, İmam Nevevî’nin ifade ettiği gibi, Kur’an okunurken, inen Sekineden maksat, içinde rahmet, sükunet, vakar bulunan ve bir bulut görüntüsünü veren bir mahluktur ki, beraberinde melekler vardır.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

I_want_my_mommy_by_rebelxHazret-i Ömer in Halifeliği (Devlet Başkanlığı) zamanıydı. Başkent Medine ye yabancı bir kervan geldi. Develerini yıkıp, konakladılar… Halife her zaman olduğu gibi, gece şehri dolaşmaya çıktı. Yolda, Eshâb dan (Sevgili Peygamberimizin arkadaşlarından) Hazret-i Abdurrahman a rastladı. Ona dedi ki: – Ey Avfın oğlu! Gel, seninle bu gece misafirimiz olan kervanı bekleyelim.Onlar rahat uyusunlar. Çünkü yorgundurlar.Canları ve malları herhangi bir zarara uğramasın!… Hazret-i Ömer bu teklifte bulununca, Hazret-i Abdurrahman da seve seve kabul etti. Birlikte kervanın etrafında göz-kulak olmaya başladılar.

O sırada yakındaki bir evden çocuk ağlaması işitildi.Çocuğun sesi kesilmediği için, Halife evin kapısına gitti. İçeride bulunanlara, Küçüğü susturmalarını rica etti. Sonra dönüp geldi. Gece boyunca, çocuğun sesi işitildikçe, birkaç kere daha evin kapısına gitti.Çocuğun ağlaması bir türlü dinmiyordu. Seher vakti olunca, Hazret-i Ömer son defa oraya gitti. Çocuğun annesine:

- Sen ne biçim anasın! Bütün gece evlâdını ağlattın. Belli ki, açtı! diye çıkıştı. Kadıncağız cevap verdi:

- Halimi anlamadan niçin beni azarlıyorsun? Hazret-i Ömer, kendini tanıtmadan sordu:

- Haline ne olmuş?

- Çocuğu sütten kesmiştim..

- Sütün yoksa başka şeyler yedirseydin.

- Evde onun yiyeceği birşey yok ki, biz çok fakiriz…

- Çocuğun kaç yaşında?

- Daha yaşını doldurmadı. İşte bu cevap üzerine Hazret-i Ömer öfkelendi.

- Peki niçin bu kadar küçük bir yavruyu sütten kestin? Kadıncağız içini çekti:

- Halifemiz Hazret-i Ömer e Cenâb ı Hak insaflar versin.Çocuklar sütten kesilmeyince, bizim gibi bir fakire nafaka vermez.Fakirlik maaşı bağlamaz. Onun için yavrumu erkenden sütten kestim.Bunun üzerine Halife ağlayarak mescide girdi. Gözyaşları yüzünden namazı zorla kıldırdı. Selâm verdikten sonra cemâate döndü. Gene ağlayarak:

- Sizin Ömer inize yazıklar olsun!.. Sizin Ömer inize yazıklar olsun!.. diyerek kendini suçladı.Sonra bütün Medine halkına, tellallar (haberciler) çıkarttı. Onlar da bildirdiler ki:

- Hangi Müslümanın oğlu veya kızı dünyaya gelirse, hemen Halifeye bildirsin.Beytülmal dan (hazineden) nafaka (maaş) verilecektir. Hiç kimse nafaka yüzünden evladını vaktinden önce sütten kesmesin!.. O günden sonra artık Medine de, açlık sebebiyle ağlayan çocuk sesi işitilmedi. Bu hadiseden epeyce zaman sonra Medine de kıtlık baş gösterdi. Hazret-i Ömer, hemen bir deve kestirdi ve Etini fakirkere dağıtın! diye emretti. Görevli, etlerin güzel bir parçasını da Hazret-i Ömer e ayırdı. Yemek zamanı olunca, iyice pişirip Halifenin önüne getirdi.Hazret-i Ömer hayretle sordu:

- Bu yemek neredendir?

- Efendim, kesilmesini emir buyurduğunuz deveden size düşen paydır… Hazret-i Peygamberin sevgilisi Koca Ömer in rengi değişti:

- Devenin iyi yerlerini kendisi yiyip, artanı fakirlere vermek çok kötü bir şeydir,dedi. Hemen bu yemeği kaldır ve çocuk sahibi, fakir bir aileye götür. Az sonra önüne gelen Kuru arpa ekmeği ile zeytinyağını Bismillahirrahmanirrahim diyerek afiyetle ve gönül rahatlığıyla yedi. İşte bu yüzden bütün âlimler fikir birliği etmişlerdir ki:

Hazret-i Ömerin adâleti, kendinden önce ve sonrakilerden daha büyüktür

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Eshâb-ı kirâmdan Hanzala hazretlerinin henüz yeni evlendiği günün gecesiydi. Sevgili Peygamberimiz, eshâbını toplayarak islâma saldırmak ve yok etmek için bütün savaş hazırlıklarını tamamlayan Mekkeli müşriklere karşı harp yapılması kararını vermişlerdi. Harbe katılacak sahâbiler tek tek evinden çağırıldı. Harp haberini duyuran haberci, Hanzala nın evine uğradı. Bu karar ve resûlullah Efendimizin emri ona da ulaştı. Emri duyan Hanzala, boy abdesti alma fırsatını bulmadan Uhud a gitmek üzere hemen sahâbenin arkasından koşmaya başladı ve eshâbının arasına katıldı.

Harp sona erince Müslümanlar Medine ye dönmeye başladılar. Harbe iştirak edenlerin yakınları acaba bizden geriye dönen olacak mı heyecanı içerisinde yollara sıralanmışlardı. Bunların arasında henüz bir günlük evli olup, gece yarısı sevgili peygamberimizin emrine uyarak harbe giden ve şehitlik şerbeti içen hazreti Hanzala nın dul hanımı da vardı.Herkes büyük bir heyecanla harpten dönenlere yakınlarını soruyor, fakat hiç kimse kimseye cevap vermiyordu. Ancak sorulan soruları sevgili peygamberimiz (a.s) cevaplıyordu. En son olarak soru sorma sırası, şehit olan Hanzala nın hanımına gelmişti. Resûlullah Efendimize yaklaşarak:

- Ey! Allahın Resûlu! Hanzala nerede?

Sevgili peygamberimiz cevabında:

- Hanzala şehit oldu , buyurdu.

Bunun üzerine Hanzala nın hanımı:

- Yâ Resûlullah, şu anda söyleceğim bir aile sırrıdır. Sizler de biliyorsunuz ki, kocamla daha henüz ilk evlendiğimiz geceydi. Kocam Hanzala, sizin mübârek emrinize uyarak boy abdestini alamadan harbe katıldı. Bildiğiniz gibi şehit oldu. Bu sebeple, emir veriniz de kocamı bulsunlar ve yıkasınlar, dedi.

Bunun üzerine sevgili peygamberimiz hüzünlü bir şekilde:

- Sen Hanzala için hiç merak etme! Ben Hanzala yı rahmet suları ile melekler tarafından yıkanırken gördüm, buyurdu.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor:
Peygamber aleyhisselâm ile beraber yemek etrafında hazır olduğumuz vakit.. Allah’ın Resulü başlamadan önce ellerimizi yemeğe uzatmazdık. Bir defa Resulüllah aleyhisselâm ile beraber yemek etrafında toplanmıştık. Bir cariye, biri tarafından itilircesine gelip elini yemeğe uzatınca, Peygamber aleyhisselâm cariyenin elini tutup onu durdurdu. Ondan sonra bir Arâbî de aynı şekilde itilircesine geldi. Allah’ın Resulü bununda elinden tutup yemeğe başlamasına mani oldu ve şöyle buyurdu:

— Muhakkak ki şeytan, Allah’ın ismi anılmamak, yani besmele çekilmemek suretiyle yemeği kendisine helâl kılmaya gayret eder. Bu sebeple bu cariyeyi getirdi ve besmele çektirmeden yemeğe başlatarak, bunun vasıtasıyla yemeği kendisine helâl kılmak istedi. Bunun için cariyenin elinden tutup yemeğe başlamasını önledim. Sonra, aynı sebeple şu ârâbiyi getirdi. Onun da elinden tutup yemeğe başlamasına mani oldum. Hayatımı kudreti ile tutan Allah’a yemin ederim ki, cariyenin eli ile birlikte şeytanın da eli elimde idi.
(Müslim, Ebû Davud, Neseî)
Hazreti Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor:
Resülullah aleyhisselâm sahabîlerinden altı kişi ile beraber yemek yiyordu. Bu arada bu ârâbî geldi ve iki lokma yedi. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm:
— Eğer şu ârâbî besmele ile yemiş olsaydı yemek hepinize yeterdi, buyurdular.
(Tirmizî)

Tags: , , , , , , , , , , , , , ,

Bayezid-i Bestamî hazretleri. Büyük velilerden. Bir gün tımarhanenin önünden geçiyor. Tımarhane hizmetçisinin tokmakla birşeyler dövdüğünü görüyor:

-Ne yapıyorsun?

Hizmetçi:

-Burası tımarhanedir. Delilere ilâç yapıyorum.

-Benim hastalığıma da bir ilâç tavsiye eder misin?

-Hastalığını söyle.

-Benim hastalığım günah hastalığı… Çok günah işliyorum..

-Ben günah hastalığından anlamam… Ben delilere ilâç hazırlıyorum..

Parmaklığının arasından konuşulanları duyan bir deli,(!) Bayezid-i Bestamî hazretlerine:

-Gel dede, gel! Senin hastalığının çaresini ben söyleyeyim, diye seslendi.

Bayezid-i Bestamî hazretleri, delinin yanına sokularak:

-Söyle bakalım, benim derdime çare nedir? dedi.

Deli(!) şu ilâcı tavsiye etti:

-Tevbe kökü ile istiğfar yaprağını karıştır… Kalb havanında tevhîd tokmağı ile döv, insaf eleğinden geçir, göz yaşıyla yoğur, aşk fırınında pişir… Akşam-sabah bol miktarda ye… O zaman göreceksin senin hastalığından eser kalmaz, dedi.

Bu güzel ilâcı öğrenen Bayezid hazretleri:

-Hey gidi dünya hey! Demek, seni de deli diye buraya getirmişler, deyip oradan ayrıldı.

Bu ilâç, halen günah hastası olanlara tavsiye olunmaya değer bir ilâçtır. Yani bu formülün hükmü hâlâ devam etmektedir.

Tags: , , , , , , , ,

Beni İsrail zamanında kıtlık oldu. Bir fakir, bir zenginin kapısına gelip.

- Allah rızası için bana bir parça ekmek veriniz, dedi.

O fakir kimsenin istemesine dayanamayan zenginin kızı, taze bir ekmek çıkarıp verdi. Sonra zengin hışımla niçin taze ekmek verddin diye kızının elini kesti.

Cenabü Rabbül Alemiyn o zenginin halini değiştirdi. Onu fakir kıldı ve fakirin eline düşecek duruma getirdi. Zengin zillet halinde öldü. Kızı ise kapıları dolaşarak bir şeyler topluyordu.

Bir gün bir zengin kimsenin kapısına geldi. Evin hanımı kızı çok güzel görüp oğluna alıvermeyi düşündü ve kızı içeri aldı. Oğlu da münasip görüp onunla evlendi.  Onu zinnetledi. O gece bir sofra kurup yemeğe oturduklarında, kız, yemek için sol elini çıkardı.

Kocası:

“Fakirler görgüsüz olur” diye düşündü ve sağ elini çıkarmasını emretti. Kız yine sol elini çıkardı. Bir kaç defa kocası sağ elini çıkar diye ısrar etti. O anda o kızın içinden bir his ona “sen sağ elini çıkar” dedi. O zaman kız Allahü Teâlânın kudretiyle sağ elini bitişmiş olarak çıkardı ve kocası ile beraber yemeklerini yediler.

(İyiliğin mükafatını anla!)

Tags: , , , , , , ,

mekik aleti - pilates topu
CS 1.6 - dantel örnekleri - haber - film izle - gebze evden eve nakliye - Havacilik Calisanlari - truck mixer - Sivil Havacilik Haberleri - Chat - mmorpg - sözlük - silindir kapağı - Vancouver 2010 - Teknikerler - evden eve nakliyat - Kene - Facebook Oyunlar - klip izle - AutoCAD - güzel sözler - travel - dekorasyon - otomatik şanzıman - görüntülü chat - oyunlar1 - toki evleri - msn indir - msn ifadeleri - sesli chat - indirmeden film izle - palyaço - burçlar - nakış - Kanser - cialis - usak haber - Seslisohbet - ezel - mmorpg - avatar oyunları - izle - fuar çantası - silindir kapak - Online Mp3 Dinle - yüzey işleme - sevişme izle - fragman - Oyunlar1 - oyunlar1