Posts Tagged 'Dini bilGiler'

S. 1- Din neye denir?

C. 1- Din; akıl sahibi insanları kendi istekleri ile dünya ve ahirette iyiliğe ve mutluluğa ulaştırmak amacıyla Allah tarafından peygamberleri aracılığı ile gönderilen esaslar bütünüdür.

S. 2- Dinin gayesi nedir?

C. 2- Dinin gayesi; insanların dünya ve ahiret mutluluklarını sağlamaktır.

S. 3- Dinler kaç kısma ayrılır?

C. 3- Dinler başlıca üç kısma ayrılır:

1) Hak din,

2) Muharref dinler,

3) Batıl dinler.

S. 4- Hak dini tarif ediniz.

C. 4- Hak din; Allah tarafından peygamberleri aracılığı ile insanlara bildirilen, hiç bir değişikliğe uğramadan ve bozulmadan günümüze kadar gelen dindir. Bu özellikleri taşıyan tek din, İSLÂM Dini’dir.

S. 5- Muharref din ne demektir?

C. 5- Muharref din; Allah tarafından peygamberleri aracılığı ile gönderilen, ancak sonradan insanlar tarafından değiştirilen ve aslı bozulan  dindir.

 S. 6- Bâtıl dinleri tarif ediniz.

C. 6- Bâtıl dinler; insanlar tarafından uydurulan dinlerdir.(Aya, güneşe, ateşe tapmak gibi.)

S. 7- İslâm Dini’ni diğer semâvi dinlerden ayran özellikler nelerdir?

C. 7- 1) Diğer semâvi dinler belli bir bölgeye yahut belli bir topluma özgü iken, İslâm Dini bütün insanlığa hitap eden evrensel bir dindir.

2) Diğer dinlerin hükümleri, ilke ve prensipleri İslâm Dini’nin gelmesi ile yürürlükten kalkmıştır. İslâm’ın getirdiği ilke ve esaslar kıyamete kadar geçerlidir.

3) Diğer semâvi dinlerin ana kaynakları kaybolduğu veya değişikliğe uğradığı halde, İslim’in ana kaynağı Kur’ân-i Kerîm günümüze kadar bir harfi bile değişmeden gelmiştir.

4) İslâm’da tevhîd (Allah’ın birliği) inancı vardır. Diğer dinlerde

bu inanç bozulmuştur.

5) Diğer semâvi dinlerden her biri, kendinden sonra gelen dini kabul etmezken, İslâm bütün semâvi dinleri asli şekliyle kabul eder.

S. 8- Akâid ne demektir?

C. 8- Akâid; “akîde” kelimesinin çoğulu olup, sözlükte; “gönülden bağlanılan, inanılan şeyler” demektir.Terim olarak; “İslâm Dini’nde inanılması farz olan şeyler, iman esasları, dinin temel kural ve ilkeleri” anlamına gelir.

S. 9- Akâid ilmi nedir?

C. 9- İman esaslarını konu alan bilim dalına “Akâid ilmi” denir.

S. 10- İman ne demektir?

C. 10- İman; sözlükte doğrulamak, inanmak demektir.Dinî terim olarak ise; Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.)’in vahiy yoluyla Allah’tan alıp insanlara ulaştırdığı şeylerin doğru olduğunu kalp ile tasdik etmek ve inandığını dil ile ifade etmektir.

S. 11- İman kaç kısma ayrılır?

C. 11- İman, inanılacak şeyler açısından iki kısma ayrılır:

1) İcmâlî iman:

İnanılacak şeylere kısaca ve toptan inanmak demektir. İmanın bu çeşidi, kelime-i tevhid ve kelime-i şehâdette özetlenmiştir. Başka bir ifadeyle, İcmâlî iman; Allah’tan başka ilah olmadığına ve Hz. Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna inanmaktır.

2) Tafsîlî (ayrı ayrı) iman:

İnanılacak şeylerin her birine açık ve geniş bir şekilde, ayrıntılı olarak inanmaktır.

S. 12- İmanın şartları nelerdir?

C. 12- İmanın şartları 6 tanedir:

1) Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak,

2) Allah’ın meleklerine inanmak,

3) Allah’ın kitaplarına inanmak,

4) Allah’ın peygamberlerine inanmak,

5) Ahiret gününe inanmak,

6) Kadere, iyilik ve kötülüğün Allah’ın yaratmasıyla olduğuna inanmak.

 

 

 

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Mağripte itibârlı bir âlim olan Ebü’l-Hasan İmâm-ı Gazâlî Hazretleri’nin İhyâ kitabını okuyunca Sünnete muhâlif diye beğenmemiş ve müslümanların elindeki İhyâ kitaplarının toplanıp yakılmasını emretmiş. Cumâ günü yakılmasını kararlaştırmışlar.
Ebül-Hasan cumâ gecesi rüyâsında ders okuttuğu câmie girmiş. Bakmış ki câminin köşesinde parlayan bir nûr Resûlüllâh Efendimiz s.a.v. Hz. Ebû Bekr ve Hz. Ömer r.anhümâ ile oturuyorlar. Bu arada İmâm-ı Gazâlî de elinde İhyâu Ulûmid-Dîn kitabı ile huzura gelerek

Ey Allâhın Resûlü Şu kimse benim hasmımdır. dedi ve İhyâ kitabını Resûlüllâha verip

Yâ Resûlallâh şu kitaba bakınız eğer bu kimsenin dediği gibi bunda sünnete muhâlif bir şey varsa ben Allâhü Teâlâya tevbe ettim. Eğer dîne muvâfıksa bu adamdan hakkımı alıp beni sevindirin. dedi.

Bunun üzerine Resûlullâh s.a.v. İhyâ kitabını baştan sona göz gezdirdi ve;

Vallâhi bu çok güzel bir şeydir. buyurduktan sonra Hz. Ebû Bekre r.a. verdi.

O da baktıktan sonra

Seni hak peygamber olarak gönderen Allaha yemin ederim ki bu kitap güzeldir. buyurdu.

Hz. Ömerde r.a. verdiler. O da inceleyerek aynı cevabı verdi.

Bunun üzerine Resûlüllâh s.a.v.

Ebü’l-Hasan’ın elbisesini soyun iftirâ edenlere vurulduğu gibi had vurun. buyurdu.

Beşinci sopadan sonra Hz. Ebû Bekr şefâat ederek

Yâ Resûlallâh böyle yapması yine senin sünnetini tâzîm içindi af buyur. dedi.

Ebü’l-Hasan da hatasını anlayıp tevbe edince İmâm-ı Gazâlî Hazretleri de affetti.

Ebü l-Hasan uyanınca gördüklerini halka anlatıp tevbe etti. Bir ay rüyâsında yediği sopaların vurulduğu yerler sızladı. Vefat edince sopaların izi sırtında görülüyordu. Bu rüyâsından sonra dâimâ İhyâ kitabını okur, ona hürmet ederdi

Tags: , , , , , ,

Medîne ehâlisi anlaşarak bir yere toplandılar. Ömer r.a hazretlerinin adâletini tecrübe etmek için anlaşdılar. Aralarından bir yehûdî çıkdı.

Ben sizin müşkilinizi hâl etmeğe muktedirim dedi.

Onlar da buna bazı vadlerde bulundular.

Hz. Ömerin bir oğlu var idi. Bedenen çok zaîf kalmışdı. O yehûdî kendisini hekîm tanıtıp Hz. Ömerin r.a oğlunun yanına vardı. Hâlini ve hâtırını sordu. O da za’îfliğinden bir mikdâr hikâye yolu ile şikâyet etdi. Mel’ûn yehûdî tebessüm ederek bunun ilâcı kolaydır, dedi. Bu da ilâcını istedi. Zîrâ kalblerinde kin ve hîle yokdu. Yehûdî önüne düşüp odasına götürdü. Sonra bir sürâhî şerâb doldurup şerbetdir diye önüne koydu. Bu senin derdine devâdır. Bunu içdiğin gibi sıhhat bulursun dedi. O da sözünü hakîkat zan edip, şerâb ne olduğunu görmediği için, o sürâhîdeki şerâbı içip serhoş oldu. O yehûdînin güzel bir kızı vardı. O kızı arz eyledi. Şerâbın te’sîri ile serhoş olduğundan kıza sâhib oldu. Bir zemândan sonra ayılıp aklı başına geldikde yapdığı işlere pişmân oldu. Nedâmet ile tevbe ve istigfâr edip evlerine geldi. Hikmet-i rabbânî o kız hâmile olup çocuk doğdu. Sonra melûn yehûdî bir çok yehûdîyi ve o çocuğu yanına alıp Ömer r.a hazretlerinin yanına getirdiler.

Dediler ki

Yâ halîfe senin oğlun, bizim kızımıza zorlıyarak sâhib olup, bu çocuk hâsıl oldu. Biz bunu beslemeğe mecbûr değiliz.
Hz. Ömer r.a bunu görünce mubârek gönülleri perîşân olup oğlunu çağırdı ve bu durumu sordu. Oğlu da meydâna gelen hâdiseyi anlatdı. Hz. Ömer r.a o masûma beyt-ül-mâldan nafaka ta’yîn eyledi. Sonra oğlunu aşağı alıp dînin emri olan sopayı vurdurmağa başladı. Sopa sayısı kırk olduğu zemân, Eshâb-ı güzîn Ömer ra hazretlerinin yanına gelip ricâ etdiler.

Yâ halîfe oğlunuz hastadır bu şekildeki sopaya tehammül edemez. İhsân eyle, bunun suçunu bize bağışla. Zîrâ sesi Resûlullah savhazretlerinin sesine benzerdi. Eshâb-ı güzîn bunu Ravda-i Mutahharaya götürüp yüksek ses ile Kurân-ı azîmüşşânı okutup kendileri dışarıdan dinlerler idi. Hz. Habîbullahın hasretinden ciğerlerini dağlarlar idi. Lutf eyle sesi hurmeti için suçunu afv eyle diye ne şeklde söylediler ise iltifât eylemedi.

Allahü teâlânın hakkında hâtır olmaz. Âhıretde çekmekden dünyâda cezâsını bulmak iyidir buyurdular.

Altmış değnek oldukda babasına çağırdı ki

Yâ baba bir ân mehil ver ki azîz annemin yüzünü göreyim halâllik dileyeyim.

İltifât eylemeyip yetmiş sopa oldukda çağırıp,

Yâ baba işte ben ölüyorum. Mubârek yüzünü bana göster görün ki, hasret gitmiyeyim dedi. Hz. Ömer r.a mubârek yüzünü çevirip gösterdi.

Sopa sayısı seksen oldukda rûhunu teslîm etdi. Hz. Ömere öldüğünü bildirdiler.

Buyurdu ki

Ölüsüne yirmi değnek vurun ki Hak emri yerini bulsun.

Ondan sonra da yirmi değnek vurdular. Yüz temâm oldu. Sonra techîz ve tekfîni yapıp götürüp defn eylediler.

Sonra Hz. Ömer r.a acabâ babalık hakkını yerine getirip seni kurtardım mı. Allahü teâlânın huzûrunda hâlin nasıl oldu diye ağladı. O gece Eshâbdan birisi onu rüyâda gördü. Sultân-ı kâinât sav hazretlerinin huzûr-u şerîfinde oturup zevk ve sefâ ederdi. Bu sahâbîyi gördüğü gibi kalkıp güle-güle yanına geldi.

Dedi ki

Allahü teâlâ babamdan râzı olsun ki atalık hakkını yerine getirdi. Allahü teâlâya hamd olsun ki devâmlı Fahr-i âlem sav hazretlerinin hizmet-i şerîflerinde olup bir ân ayrılmıyorum. Dünyâ kahrından kurtulup zevk ve safâ içine düşdüm. Ertesi günü o sahâbî gelip rü’yâda gördüğü hâli Hz. Ömere anlatdı. Hz. Ömer r.a ağlamağı bırakıp Allahü teâlânın inâyetine şükr secdesi eyledi .

Tags: , , , , , ,

İbadetler üç çeşittir:
1 Beden ile Yapılan İbadetler: Namaz kılmak, oruç tutmak gibi.
Beden ile yapılan ibadetleri her müslümanın kendisi yapması gerekir. Başkasını vekil etmesi caiz değildir. Bir kimse başkasının yerine namaz kılamaz, oruç tutamaz.
2 Mal İle Yapılan İbadetler: Zekât vermek ve kurban kesmek gibi.
Bir kimse mal ile yapılan ibadetlerde başkasını vekil edebilir.
3 Hem Mal, Hem de Beden İle Yapılan İbadet: Hac vazifesi böyle bir ibadettir.
Parası olduğu halde hacca gidemiyecek derecede sakat hasta ve çok yaşlı kimseler kendi yerine bir başkasını bedel olarak hacca gönderebilir.

İbadet Yerleri

ay şeklCâmi Müslümanların topluca ibadet ettikleri yapılara câmi denir.
Mescid Namaz kılınan yer anlamındadır. Bazen câmi yerine mescid kelimesi de kullanılır.
Câmiler müslüman toplumların ayrılmaz parçası müslümanlar arasında kardeşlik duygularının pekiştiği, birlik ve beraberliğin güçlendiği önemli yerlerdir.

Câminin Bölümleri
Camilerde genellikle şu bölümler bulunur
Mihrab Câmilerde kıble yönünde bulunan ve imamın namaz kıldırırken durduğu girintili bölümdür.
Minber Câmilerde imamın cuma ve bayram hutbelerini okuduğu yüksekçe merdivenli yerdir.
Kürsü: Câmelirde vaaz verilen yüksekçe oturma yeridir.
Minare Câmilerin bitişiğinde ezan okumak için yapılan kule şeklinde yüksek yapıya denir.
Şerefe Minarelerde çepeçevre ve çıkıntılı olarak yapılan ezan okuma yeridir. Buraya minarenin içindeki basamaklarla çıkılır. Minarelerde genellikle bir şerefe bulunur. Birden fazla şerefeli minareler de vardır.
Alem: Minarenin tepesine yerleştirilen hilâl indeki tepeliğe denir.

CÂHİLİYYE DÖNEMİ

Bilgisizlik gerçeği tanımamaya cahiliyye denilmektedir. İslâm tam bir aydınlık ve bilgi devri olduğu için, Arabistan’da Islâmiyetin yayılmasından önceki devre daha dar anlamı ile Hz. Isa dan sonra peygamberimizin gelmesine kadar geçen zamana cahiliyye devri adı verilmiştir.
İslâmr17 ın hakim olmadığı ortamlar Cahiliyye çağlarıdır. Çünkü ilâhî bilginin kaynağından yoksun olan ortamlardır. İslâmr17 ın gelişinden önceki dönemde yaşayan müşrikler Allaha isyan etmiş onun hükümlerine sırt çevirmiş bir toplum olarak son derece ilkel ve cahil hayat sürüyorlardı. Cahiliyye Arapları’nin sürdüğü hayattan ve içinde yaşadıkları ortamdan bazı örnekleri şöyle sıralamak mümkündü:
Kız çocuk doğduğu zaman onun doğumundan utanç duyarlar ve onları diri diri toprağa gömerlerdi.
Zina Fuhuş adaletsizlik almış başını gidiyordu.
Kuvvetliler fakirleri zalimce eziyorlardı.

İçki ve kumar pislikleri en son hat safhaya gelmişti.

Toplumda kimsenin kimseye güveni kalmamıştı.

Putlara Taparlardı

Cahiliyye insanları Allahr17 ın varlığını kabul etmekle beraber putlara taparlardı. Onlar putlarının Allah katında kendilerine sefaatçi olacaklarına inanırlar ve: Biz onlara ancak bizi daha çok Allaha yaklaştırsinlar diye ibadet ediyoruz

Zekat

Zekâtın Önemi
İslâmın beş şartından dördüncüsü zekât vermektir. Hicretin ikinci yılında oruçtan önce farz olmuştur. Mal ile yapılan ibadettir.
Zekât dini ölçülere göre zengin olan müslümanların seneden seneye malının ve parasının kırkta birini fakir olan müslümanlara vermesidir. Zekât Kur’an-ı Kerim’de namaz ile birlikte otuzyedi yerde geçmektedir. Zekâtın üzerinde bu kadar çok durulması onun dinimizde büyük önem taşıdığını göstermektedir.

Zekâtın Faydaları
Zekât kalbi cimrilik hastalığından malı fakirin hakkından temizleyen, zenginlerde şefkat ve merhamet duygularını geliştiren bir ibadettir. Zekât sayesinde fakirlerin kalbindeki haset ve kıskançlık ortadan kalkar. Kendilerine yardım eden zenginlere karşı sevgi ve saygı meydana gelerek toplumda birlik ve kardeşlik kuvvetlenmiş olur.
İslâm Dini toplumun dertlerini tedâvi eden ihtiyaçlarını karşılayan birçok esaslar getirmiştir. Allah’ın emri olan zekât bir sosyal yardımlaşma sistemidir. Zekât malın büyümesini ve bereketlenmesini sağlar. Zekâtı verilen serveti yok olmaktan kötü insanların zararından Allah korur. Sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor: Mallarınızı zekât ile koruyunuz.

Zekâtı Kimler Verir
Aşağıdaki şartları taşıyan kimseler zekât vermekle mükellef olur
1) Müslüman olmak
2) Akıllı olmak
3) Erginlik çağına gelmiş olmak
4) Hür olmak
5) Dinen zengin yani aslî ihtiyaçlarından ve borçlarından başka nisab miktarı mala veya paraya sahip olmak
6) Zekâtı verilmesi gereken mal veya para
a) Nisab miktarına yani 80.18 gr. Altın değerine ulaşmış olmak
smiley Sahibinin elinde tam bir kamerî yıl kalmış olma
c) Hakikaten veya hükmen artıcı nitelikte olmak gerekir

Tags: , , , , , ,

klima kombi servisi klima kombi servisi - mail toplama, toplu mail gonderme, mail adresleri mail toplama, toplu mail gonderme, mail adresleri - web tasarim web tasarim - sbs, ygs, lys, sinavlara hazirlik sbs, ygs, lys, sinavlara hazirlik - silindir kapak silindir kapak - ilahi dinlemek istiyorum ilahi dinlemek istiyorum - sesli sohbet sesli sohbet - canli radyo dinle canli radyo dinle - full izle full izle - bursa evden eve nakliyat bursa evden eve nakliyat - seo seo - resimli yemek tarifleri resimli yemek tarifleri - harika, yorumlar harika, yorumlar - mp3 muzik dinle indir mp3 muzik dinle indir - facebook video indir facebook video indir - haberler, haber oku haberler, haber oku - gurbet chat gurbet chat - mekik aleti - pilates topu
CS 1.6 - dantel örnekleri - haber - gebze evden eve nakliye - Havacilik Calisanlari - truck mixer - Chat - sözlük - silindir kapağı - Vancouver 2010 - Kene - klip izle - AutoCAD - dekorasyon - otomatik şanzıman - görüntülü chat - oyunlar1 - toki evleri - msn indir - msn ifadeleri - sesli chat - indirmeden film izle - Film izle - mimarlık ve içmimarlık - palyaço - burçlar - nakış - Kanser - hakkında - cialis - usak haber - Seslisohbet - ezel - mmorpg - hd sinema - avatar oyunları - fuar çantası - silindir kapak - Online Mp3 Dinle - yüzey işleme - sevişme izle - fragman - Oyunlar1 - oyunlar1