Öğretmen, öğrencilerin aklını karıştırmak için:
- Çocuklar, demiş. Allah hepimizin cennete gitmesini istediği halde, neden bizi dünyaya göndermiş? Çocuklardan biri, soruya karşılık vermiş:
– Öğretmenim, demiş. Şüphesiz ki siz bizim sınıf geçmemizi istiyorsunuz. O halde neden hepimize birer 10 vermeyip imtihan ediyorsunuz?..
Posts Tagged 'dini bilgi'
Sevgi harcadıkça çoğalır
Sevgi mahlukat ağacının tohumudur
Allah alemi sevgiyle yaratmıştır
Allah hem sevendir, hem sevilendir
Sevginin başöğretmeni peygamberimizdir
Allah iyi kullarını çok sever, onlardan razı olur
Sevgi karın doyurmaz ama ruh doyurur
Sevgi ispat ister bedel ister
En çok sevdiğiniz Allah’tan başkası olamaz
Kişi sevdiğine neler feda etmezki!
Seven yok olmaz, ölümsüzleşir
Seven mutlu olur, sevmeyen mutsuz
Allah kıskançtır, en çok kendisinin sevilmesini ister
Başkalarının kendisi gibi sevilmesini affetmez
Allah sevgisi hürriyettir, Mahlukat sevgisi esarettir
Sevgi birlik ve beraberliktir
Allah’ı sever gibi başkasını sevmek şirktir
Sevgi mutluluktur, Allah kendisini seveni mutlu eder
Seven, sevgiyi kaybetmekten sakınır
Seven, sevdiğini razı etmek için üzerine titrer…
■- Onlar zekatlarını hakkıyla verirler ” Bakara 177
■ – Onlar yakınlarına (akrabalarına) yardım ederler ” Bakara 177
■ – Onlar yoksullara ve esir düşenlere yardım ederler ” Bakara 177
■ – Onlar yolda kalmışlara ve hastalara yardım ederler ” Bakara 177
■ – Onlar zorda, darda ve savaş alanında sabrederler ” Bakara 177
■ – Onlar mallarıyla ve canlarıyla cihad ederler ” Tevbe 5
■ – Onlar söz verdiklerinde sözlerinde dururlar ” Bakara 177
■ – Onlar adaklarını yerine getirirler ” İnsan 7
■ – Onlar emanete asla ihanet etmezler ” Bakara 177
■ – Onlar yeminlerini hiçbir zaman bozmazlar ” Nahl 94
■ – Onlar Allah’ın ahdını yerine getirirler, anlaşmayı bozmazlar ” Rad 20
■ – Onlar zinaya asla yanaşmazlar ” Mü’minun 5
■ – Onlar namuslarını (ırzlarını) korurlar ” Furkan 68
■ – Onlar boş şeylerden tümüyle yüz çevirirler ” Mü’minun 3
■ – Onlar anne ve babalarına asla öf bile demezler ” İsra 23
■ – Onlar insanlara iyiliği emreder, kötülükten de alıkoyarlar ” Enfal 71
■ – Onlar Allah adı anıldığında kalpleri ürperir ” Enfal 2
■ – Onlar asla yalan söylemezler ” Mü’minun 8
■ – Onlar asla kötü zanda bulunmazlar ” Casiye 24
■ – Onlar geceleri az uyurlar ” Zariyat 17
■ – Onlar yetimin hakkını asla yemezler ” Nisa 2
■ – Onlar cahillerle asla tartışmazlar ” Furkan 63
■ – Onlar hakkı bile bile gizlemezler ” Bakara 144
■ – Onlar asla yalancı şahitlik yapmazlar ” Furkan 72
■ – Onlar haksız yere bir cana kıymazlar ” En’am 108
■ – Onlar kınayıcının kınamasından korkmazlar ” Maide 5
■ – Onlar insanların kusurlarını affederler ” Ali İmran 135
■ – Onlar insanlar arasında adaletle hükmederler ” Şura 38
■ – Onlar verilen rızıktan yerli yerince harcalar (israf etmezler) ” Enfal 3
■ – Onlar kafirler ile Allah yolunda savaşırlar ” Ali İmran 28
■ – Onlar inananlara sen mü’min değilsin demezler ” Nisa 94
■ – Onlar ölçüyü ve tartıyı doğru olarak yaparlar ” En’am 52
■ – Onlar kızdıkları zaman öfkelerini yenerler ” Ali İmran 133
■ – Onlar yoksulluk yüzünden evlatlarını öldürmezler ” En’am 151
■ – Onlar yapacakları işlerde kendi aralarında danışırlar (İstişare) ”
■ – Onlar Allah’ın ayetlerini az bir değere satmazlar ” Ali İmran 199
■ – Onlar dillerini eğip bükerek geveleyip konuşmazlar ” Nisa 135
■ – Onlar kafirlere karşı sert, birbirlerine karşı merhametlidirler ” Fetih suresi
İbadete ilişkin konularda çevrenizdeki insanların tevillerine mutlaka şahit olmuşsunuzdur. Bazısı henüz çok genç olduğunu, şu an hayatını yaşayıp, ileriki yaşlarda tevbe ederek ibadet etmeye başlayacağını söyler, bazısı da cehennemin şu ana kadar yaşayan bütün kötü insanları alamayacağını düşünüp, nasılsa Allah affeder diye kendisini avutur. Kimi ölümden sonraki ahiret hayatına inanmaz, kimi de ölümün kendisinden çok uzak olduğunu zanneder. Cehennemde cezasını çektikten sonra, sonunda mutlaka cennete gireceğini zannedenler de çoktur.
Bütün bu gerçek dışı düşünceleri insanlara telkin eden şeytandır. Allah’ın yolundan insanları alıkoymaya and içen şeytan, görevini yaparken çok zekice taktikler uygular. Allah’ın izni ile zayıf karakterli insanlara dünya hayatının süslü ve çekici yönlerini gösterip, çoğu zaman onları Allah’ın adı ile kandırır.
İnsanların büyük bölümü Allah’ın varlığından haberdardır ve O’na inandıklarını söylerler. Ancak Allah’ın kadrini hakkıyla takdir edemedikleri için, O’nun affeden, merhamet eden sıfatlarını bilir, fakat kahreden, intikam alan, azap eden sıfatlarını görmezden gelirler.
O, kulları üzerinde kahredici (kahhar) olandır. Size koruyucular gönderiyor. Sonunda sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, elçilerimiz onun ‘hayatına son verirler.’ Onlar (bu işte, ne eksik ne fazla) kusur etmezler. (En’am Suresi -61)
Andolsun, biz senden önce kendi kavimlerine elçiler gönderdik de onlara apaçık belgeler getirdiler; böylece biz de suçlu günahkarlardan intikam aldık. İman edenlere yardım etmek ise, bizim üzerimizde bir haktır. (Rum Suresi -47)
Düştükleri bu yanılgı sonucunda da, Allah’ın razı olmadığı bütün tavırları rahatça gösterir ve bundan dolayı bir pişmanlık veya rahatsızlık duymazlar. Allah’ın adını kullanarak insanları yoldan çıkaran şeytan, insanlara kötülükleri rahatça yapıp edebileceklerini, tevbe imkânları olduğunu ve Allah’ın nasılsa affedeceğini telkin eder. Akıldan yoksun olan insanlar da bu vaade inanır ve asla günahtan ve haramdan sakınmazlar. Yüce Rabbimiz, aldatıcıların, Allah’ın adı ile kandırması konusunda insanları şu şekilde uyarmıştır:
Ey insanlar, hiç şüphesiz Allah’ın va’di haktır; öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın ve aldatıcı(lar) da, sizi Allah ile (Allah’ın adını kullanarak) aldatmasın. (Fatır Suresi -5)
İnsanların çoğu, aldıkları bu telkinledünyahayatının bütün zevklerini hiç düşünmeden tüketirler. Ölümün yaklaştığını hissettikleri anda da tövbe etmeyi planlar ve ahirette de bağışlananlardan olacaklarını zannederler. Yüce Rabbimiz, sonsuz bağışlayıcıdır ancak bu, bir hata işleyen ve fark ettiğinde bu hatasından hemen dönen ve tekrar etmemek için gayret gösteren akıl ve vicdan sahibi kullar için geçerlidir. Bir ayette Rabbimiz bu gerçeği şu şekilde açıklamıştır:
Allah’ın (kabulünü) üzerine aldığı tevbe, ancak cehalet nedeniyle kötülük yapanların, sonra hemencecik tevbe edenlerin(kidir). İşte Allah, böylelerinin tevbelerini kabul eder. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır. (Nisa Suresi -17)
Hayatı boyunca Kuran ahlakına uygun yaşamayıp ölüm anında tevbe eden ve inananlar için ibret olan Firavunun durumu, ayette şu şekilde haber verilmiştir:
Biz, İsrailoğulları’nı denizden geçirdik; Firavun ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla peşlerine düştü. Sular onu boğacak düzeye erişince (Firavun): “İsrailoğulları’nın kendisine inandığı (İlah’tan) başka İlah olmadığına inandım ve ben de Müslümanlardanım” dedi.
Şimdi, öyle mi? Oysa sen önceleri isyan etmiştin ve bozgunculuk çıkaranlardandın. (Yunus Suresi -90, 91)
Çevrenizde Allah’ın bir kısım emir ve yasaklarını uygulayıp, diğer kısmını ise göz ardı eden insanlara çok rastlamışsınızdır. Çoğu zaman uyguladıkları kısmının kendilerinin cennete gitmesi için yeterli olacağını, güçlerinin bu kadarına yettiğini ve kalan kısmını da Allah’ın affedeceğini söylerler. Bu kişiler bu tavırlarıyla, yaptıkları ibadette Allah’a minnet etmektedirler. Oysa farkında olmadıkları çok önemli bir konu vardır ki, insanın iman ve ibadet etmeye kendisinin ihtiyacı olduğudur. “… Allah hiç bir şeye ihtiyacı olmayandır…” (Bakara Suresi – 263) , ayetinde belirtildiği gibi, Allah’ın, hiç kimsenin ibadetine ve kulluğuna ihtiyacı yoktur. Bu konu bir ayette Rabbimiz tarafından şöyle açıklanmıştır:
Müslüman oldular diye sana minnet etmektedirler. De ki: “Müslümanlığınızı bana karşı minnet (konusu) etmeyin. Tam tersine, sizi imana yönelttiği için Allah size minnet etmektedir. Eğer doğru sözlüler iseniz (bunu böyle kabullenmeniz gerekir.)” (Hucurat Suresi – 17)
Yaşadığımız her günün son günümüz olabileceğini, tevbe etmeye fırsat bulamadan kendimizi Allah’ın huzurunda hesap verirken bulabileceğimizi, son pişmanlığın ve keşke demenin fayda etmeyeceği o günü asla unutmayalım.
Hz. Ömer (R.A.) naklediyor:
“Rasulullah (A.S.) zamanında Abdullah isminde “el-hımâr lakabıyla meşhur birisi vardı; sık sık Rasulullah’ı güldürürdü.
Bir defasında içki içtiği için Efendimiz onu cezalandırmıştı. Başka bir defasında yine içki yüzünden huzura getirildi; Efendimiz (A.S.) emretti, yine ceza uygulandı.
Onun bu şekilde bir kaç defa cezalandırıldığını gören birisi:
“Allah ona lânet etsin! Ne kadar da çok içki içiyor. diye lânet okudu. Bunu duyan Rasulullah (A.S.).“Ona lânet etmeyin! Vallahi o Allah ve Rasulünü seviyor. buyurdu. (Buhari, Ebû Ya’lâ)
Ebu Hureyre’nin (R.A.) aktardığı bir olayda da, yine içki yüzünden ceza verilen bir kimseye oradakilerin beddua etmesi üzerine Rasulullah (A.S.):
“Böyle söylemeyiniz! Kardeşinize karşı şeytana yardımcı olmayınız! (Buhari) Allahım onu affet, onu doğru yola ilet. Allah sana acısın deyiniz. buyuruyor. (Kandehlevî)
Sevginle dağıt bedenimi, Tekrar sevginle bir araya getir!
Sevginle çıkayım kabirden,
Sana koşayım yüreğimdeki sevginle!
Mahşerde sevginin gölgesinde bekleyeyim Seni!
Sevginle hesaba çek beni! Sevgi terazinde ölç sevgimi!
Sahteyse sevgim, yak beni!
Küçücük de olsa eğer, sevgim gerçekse; Sen de sev beni!..
Geçeyim sırat köprüsünden sevginle!
Sevginle, dilimde isminle cennetine koy beni!
Yüreğimdeki aşkınla yüreğine al beni,
Nurunla yak, Cezbenle erit, Ruhuna kat beni!
Ne olur sev beni Allah’ım, Ne olur sev beni!
Nasıl ki kuş kanatsız uçamazsa,
ruhum da sevgin olmadan uçamaz,
Sevgin kanadımdır benim!
Nasıl ki beden cansız yaşayamazsa,
ruhum da aşkın olmadan yaşayamaz,
Aşkın canımdır benim!
Nasıl ki insan sevmeden, sevilmeden yapamaz, bir canan ister,
Ben de sensiz yaşayamam, Cananımsın benim!
Nasıl ki bir ülke sultansız olmazsa, ruhum da sensiz olmaz,
Sultanımsın benim!..
Kanadımsın, Canımsın, Cananımsın, Sultanımsın yarab!
Nasıl ki kelebekler sevdalıysa ateşe,
ve yanacaklarını bile bile nasıl dönerlerse ateşin etrafında,
Nasıl kanat çırparlarsa Sevgili’ye doğru,
Ben de senin nurunun etrafında öylece,
tıpkı kelebekler gibi dönmek,
Kanatlarımı senin aşkınla çırpmak
Ve nurunun beni yakacağını bile bile sana kavuşmak istiyorum.
Bu garip, bu sevdalı kelebeği nuruna kavuşturur musun yarab!
Bana verdiğin onca nimetin kadrini bilemedim,
Sana karşı o kadar mahcubum ki yarab!
Beni affet, Beni bağışla ne olursun!
Affını ve aşkını benden mahrum etme ne olursun!..
Yüreğim günahlarla o kadar kirlendi ki Rabbim!
Senin için döktüğüm gözyaşlarımla yıkasam,
arınır mı acaba yüreğim?
Dünya müminin zindanıymış,
Bunaldım bu zindandan Allah’ım!
Yüreğimdeki sevgini öyle büyüt, öyle büyüt ki,
Yüreğim artık bu dünyaya sığmaz olsun..
Aşkım miracım olsun Allah’ım, Aşkım miracım olsun!
Kalbim bir Burağa dönüşsün ve beni alıp sana getirsin.
Yedi kat göğü aşkınla aşıp huzuruna varayım,
Huzurunda başımı secdeye koyayım,
sonsuza dek hep öyle kalayım yarab!
Öyleyken bir kere nazar et,
Bir kere “Kulum!” de, kendimden geçeyim yarab!..
Ey Azrail! Sen ne güzel bir meleksin!..
Beni vuslatıma erdirir misin?
Sevgili’ye götürür müsün beni?
Kurtarır mısın beni bu dünya zindanından?..
Ey bizleri yoktan aşkıyla vareden şanı yüce Allah’ım!
Beni aşkınla varettiğin gibi, aşkınla yaşat ve aşkınla yanına al!
Ya Fettah! Gönül kapılarımı sevgine aç!
Ya Latif! Bana sevgini, mağfiretini,
bana cennetini, cemalini lutfet!
Sevdiklerini sevmeyi nasip et Allah’ım!
Ya Vedud! Ey sevgiyi vareden, sevgiyle vareden!
Ey aşkı yaratan!
Aşkın kaynağı, Aşkın merkezi, Aşkın ve aşıkların kıblesi!
Ey en çok seven ve en çok sevilen,
Ve sevilmeye en çok layık olan Allah’ım!
Ey En Büyük Sevgili! Bana sevgini bahşet!.
Ya Veli! Dostların en iyisi, en yücesi,
Dostların en güzeli, en mükemmeli!
Ey en büyük dost!
Beni kendine, kendini bana dost kıl!
Ya Semi! Ey her şeyi duyan Allah’ım!
Sana söylediğim bu sevgi sözcüklerini duyuyorsun. Sen de sesini
bana duyur Allah’ım!.
Ne olur bana da söyle “Ey mutmain nefs! Razı olmuş ve razı
olunmuş olarak gel!” diye
Ya Basir! Ey herşeyi gören Allah’ım!
Garipliğimi, aczimi,
kusurlarımı, günahlarımı görüyorsun yarab!
Huzurunda bükülen boynumu, secdeye varmış başımı,
Pişmanlıkla ve aşkınla döktüğüm gözyaşlarımı,
yüreğimdeki sevgini görüyorsun!
Sana layık olmasa da Allah’ım,
Ettiğim secdeler hakkı için,
Döktüğüm gözyaşları hakkı için,
Yüreğimdeki aşkın hakkı için beni bağışla ve cennetine al!
Al ki; senin beni gördüğün gibi, ben de seni göreyim,
Cennetinde cemalini seyredeyim,
Cemalinle kendimden geçeyim yarab!
Ya Hay, Ya Muhyi! Alem seninle hayat bulur.
Seni bilmeyenler, seni sevmeyenler birer ölüdür.
Aşkından mahrum edip de beni öldürme!
Bana aşkınla hayat ver yarab!
Ya Hak! Ezelden ebede vlan tek gerçek sensin Allah’ım!
Beni bu yalan dünyadan kurtar!
Beni sevgi ülkesine, mutluluk ülkesine, beni cennetine al yarab!
Ya Vekil! Dua, secde ve gözyaşıyla sana yöneldim,
Sana tevekkül ettim, Sana güvendim! Vekilim yalnızca sensin! Sen
ne güzel bir vekilsin yarab!
Sen bana yetersin, aşkın bana yeter yarab!
Ya Zahir! Ey varlığı apaçık deliller ile aşikar olan Allah’ım!
Alemdeki her zerre seni haykırıyor!
Ruhum varlığını, yüreğim aşkını haykırıyor Allah’ım!
Ya Batın! Ey varlığı gözle görülemeyecek gizli hazine!
Nuru binlerce perdenin ardından bile yakıp kavuran,
Bu fani gözlerin görmeye dayanamayacağı güzellikte olan Allah�ım!
Zahirimi de, batınımı da nurunla nurlandır,
aşkınla güzelleştir yarab!
Ya Vahid! Şirke düşmeme izin verme!
Yüreğime sevmediklerinin sevgisini yerleştirme!
Ya Hamid! Ey övülmeye layık olan Allah’ım!
Seni hakkıyla övmekten acizim,
Kelimeler yetersiz kalıyor seni övmeye!
Yüreğim sevginin diliyle övüyor seni yarab!
Ya Şehid!
İlim ve kudretiyle ezelden ebede herşeye şahid olan Allah’ım!
Aşkıma şahit ol!
Aşkıma şahit ol!
Aşkıma şahit ol!
Yüreğimdeki sevginle şehid olarak ruhumu al,
Huzuruna senin için dökülen kanlarımla geleyim yarab!
Ya Hakim! Ey herşeye hükmeden Allahım! Kalbime hükmet!
Ey hakla batılın arasını ayıran!
Benimle yalan dünyanın arasını ayır!
Ey hüküm ve hikmet sahibi,
hükmüne herkesi, boyun eğdiği Mevlam!
Yüreğimdeki sevginle sana boyun eğiyorum,
teslimiyetimi kabul et!
Ya Alim! Ey herşeyi bilen Allah’ım! Bana kendini bildir!
Seni sevdiğimi biliyorsun, bana da beni sevdiğini bildir yarab!
Ya Melik! Ey herşeyin sahibi olan Allah’ım!
Bedenimin, ruhumun, yüreğimin sahibi olan Allah’ım!
Ey sevgimin sahibi olan Mevla’m! Beni sevginin sahibi kıl!
Ya Kerim! Ey keremi bol olan
ve karşılık beklemeden ihsanda bulunan Allah’ım!
Sevginin sağnak yağmurları altında sırılsıklam ıslat beni!.
Ya Selam! Ey kullarını kurtuluşa erdiren Allah’ım!
Selamın ve sevgin her an üzerime olsun!
Sevginle, selamınla kurtuluşa erdir beni!
Ya Rezzak! Ey herşeye rızkını veren Allah’ım!
Ruhumun, yüreğimin rızkı aşkındır! Aşkınla rızıklandır beni!
Ya Hafiz! Ey her şeyi koruyan Allah’ım!
Beni; yüreğimdeki aşkının düşmanı olan şeytandan
ve onun yoldaşlarından koru!
Ey hiçbir şeyi unutmayan Mevla!
Seni unutan, senin de unuttuğun kullarından eyleme beni!
Ya Tevvab! Ey tövbeleri kabul eden!
Yapmış olduğum tövbeleri kabul et!
Bir daha yapmamak için bana güç ver!
Ya Rahman, Ya Rahim, Ya Gaffar!
Ey affetmeyi seven Allah’ım!
Ne olur, ne olur affet beni!..
Sevgimin hatrına bağışla beni yarab!
Ya Kahhar! Ey kahredici Allah’ım!
Sevginden mahrum ederek kahretme beni!
Ya Aziz! Beni sevginden yoksun bırakıp da zillete düşürme!
Sevginle aziz kıl beni!
Ya Meyyit! Ey öldüren Allah’ım! Aşkınla öldür beni!
Ya Bais! Ey dirilten Mevlam! Aşkınla dirilt beni!
Ya Hasib! Ey kullarını hesaba çekici olan Allah’ım!
Aşkınla hesaba çek beni!
Ya Kadir! Ey kuvvet ve kudret sahibi!
Bana emanetini ve sevgini taşıyabilme gücü ver!
Ey herşeyi kendine boyun eğdiren!
Kudretinin karşısında boyun büktüm, acizim.
Ben sensiz ben bir hiçim, aşkınla varet beni yarab!
Ya Samed! Ey kimseye muhtaç olmayan, her şeyin kendisine muhtaç
olduğu Rabbim!
Sana muhtacım! Nuruna muhtacım! Aşkına muhtacım!
Beni senden ayırma! Beni Aşkından ayırma!
Ya Rafi! Ey hak edenleri yücelten Allah’ım!
Aşkınla kendine yücelt beni!
Ya Hadi! Ey hidayete, doğru yola erdiren Allah’ım!
Yoluna erdir beni! Aşkına erdir yüreğimi!
Ya Gani, Ya Muğni! Ey zengin olan, zengin eden Allah’ım!
Asıl zenginlik sevgine sahip olmaktır! Sevginin zengini kıl beni!
Aşkının zengini kıl beni!
Ya Nur! Alemleri ve gönülleri aydınlatan,
nur üstüne nur olan Allah’ım!
Nurunla nurlandır yüzümü,
Nurunla nurlandır bedenimi,
Nurunla nurlandır yüreğimi
Ya Sultan! Kendine esir et beni!
Ya Canan! Kendine meftun et beni!
Ya Allah!
Ya Allah!
Ya Allah!
Ey En Büyük Sevgili!
Ben seni çok seviyorum yarabbi, ne olur sen de sev beni!
Varsın hiç kimse bilmesin beni,
Varsın hiç kimse sevmesin beni,
Yeter ki sen sev beni Allah’ım, yeter ki sen sev beni!…
Namaz kılmayan insanın inancına bakılır, kılmayış sebebine nazar edilir. Namazı kılmayışı farz olduğuna inanmayışından mı, yoksa tembellik ve ihmalden midir? Şayet (Allah korusun) namazın farz olduğuna inanmadığı için namaz kılmıyorsa imanı gider, küfre düşmüş olur. Ne kendisine kız verilir, ne de kestiği yenir?
Ancak,namazını imansızlıktan değil de, ihmal ve tembellikten kılmıyorsa o adam iman sahibi ama günahkâr bir Müslümandır. Günahkâr Müslümana ise kız da verilebilir, kestiği de yenilir.
Resûli Ekrem Efendimiz, kızını fâsık birine verene Allah`ın lânet edeceğini hadîsinde haber vermiş, kız ve oğlan ana-babalarını böylece ikazda bulunmuştur.
Allah’ın umuma olan rahmeti : Yüce Allah’ın bu rahmeti bütün varlıkları kapsar. Yani ister insan olsun ister hayvan olsun. Kısacası kainattaki bütün varlıklar Alah’ın bu rahmetinden kısmetlerini alırlar. Bu rahmet, bütün varlıkları kapsar.
Allah-u Teala’nın bu kelamından da anlaşılıyor ki, Allah’a kulluk yolunda çok çalışmak, uğraşmak ve çaba göstermek gerekiyor.
Allah (c.c) Hz. lerine yakın olmayı çümle mümin kardeşlerimize nasip etsin…