Archive for Şubat, 2010

İMAN AMEL İLİŞKİSİ

SIĞINIYORUM ALLÂH’A TAŞLANMIŞ ŞEYTANDAN

ADIYLA ALLÂH’IN, MERHAMETİYLE KUŞATANIN, GEREĞİNCE MERHAMET EDENİN

İslama tarih boyu en alçakça saldırılar münafıklardan oldu. Müslüman görünen allahın dinini bozmak saptırmak gayesiyle çalışan şeytanın kulları, kuranı değiştirmek imkanı bulamadıkları için, kuran hakkında şüpheler üretmeye çalıştılar. Hadis uydurdular. Kuranı unutturmaya çalıştılar. Kurana aslında var olmayan anlamlar yüklemeye çalıştılar. Kuran ayetlerine ve hadislere aykırı sahte din anlayışları, mezhepler ürettiler. Bu bozma, fesat çabaları gerçek (hak) ve yanlış (batıl) mücadelesi, insan ve şeytanın mücadelesi olarak ilk insan olan (selam ona) babamız ademden beri devam ediyor.
allâh’ın kullarını allâh’a kulluktan men etmek için, kendilerine kul etmek için çalışan islama aykırı yönetimler, islamın kendi üretimleri olan şeytani düzenlerini bozmaması için kendi emirlerine saltanatlarına uygun bir islam anlayışı, fıkhı oluşturmak için tarih boyunca çalıştılar.
(salat ve selam ona) yüce allâh’ın elçisi muhammed islama uygun halifeliğin 30 yıl süreceğini ardından egemen zorbalık (saltanat) döneminin başlayacağını bildirdi. Bu haber onun peygamberliğinin delili bir mucize açıklamadır. Onun ölümünden sonra islam devletini kuran ve sünnete uygun olarak yöneten halifeler ,ebu bekir, ömer, osman, ali, 30 yıl kadar islam devletini yönettiler. Ardından başlayan egemen zorbalık dönemi, egemen şeytanların dini değiştirme , islama aykırı sahte islam üretme çabası ilk egemen zorba muaviye ile başladı . Müslümanlara zorla egemen olan dinsiz (laik) devletin , kendi düzenini değiştirmesinden yıkmasından korkmayacağı , kendi eliyle üretip zorla kabul ettirdiği adı islam olan yeni dinin oluşturulması için yapılan gayretlere karşı çıkanlar zülümlerle susturuldular.
bu yeni üretim sahte islamın uydurmaları içinde, islamın kendi şeytani düzenlerini bozmasını engellemek gayesiyle birlikte kuran ve sahih sünnetin yerine münafık alimlerin sözlerinin dinlenmesi uyulmasıda var. Bunlara göre kuran anlaşılmaz bir kitap o sebeple şeytanın kapı kulu sahte alimlerin sözüne uyulmalıdır. Fakat nasıl oluyorsa her şeyi en iyi bilen allahın kitabını anlayamayacağını iddia edenler allahdan becerikli buldukları alim şeytanların kitaplarını anlamakta hiç zorlanmıyorlar. Çıkarılan fetvalar kuran ve sünnetin yerine koyulmuş islam derisi soyulup doldurulmuş bir mumya haline getirilmiştir. İslamın tümünü inkar etmek için kapı açan yeni dinin fetvası olan , yeni dinin şeytanlarının ayeti olan bir fetvaya göre fetva veren fetvasının delilini söylemek zorunda değildir. Yani her fetva veren kuran ve sünnete aykırı olsada her istediğini söyler doğruluğunu yanlışlığını kimse tartışamaz , fetva verenin sözü allahın sözü gibi , bunda bir hikmet vardır mantığı ile kabul edilir demektir . Bu durum hiç şüphesiz kuranı ve sünneti tamamen inkar etmektir. İçi doldurulmuş mumyaya döndürülmüş islamı aradan geçen bin küsür yılda iyice boşaltmalarına rağmen allahın düşmanları bununlada yetinmediler. Artık islama ait ne varsa müslümanların görünüşünde onu da yolmaya , mumyanın derisinide soymaya başladılar. Bu mumyanın son kalan nesnesini derisini soyma çabaları ise şeytanın ayetleri olan ; islam şekil değil kalp işidir, benim kalbim temiz, allah insanın yüzüne değil kalbine bakar ve benzeri sözlerle ilan ediliyor , egemen zorba dinsiz (laik) yönetimler ve taraftarlarınca güçle uygulamaya koyuluyor. Müslümanlar artık müslüman olarak uymaları gereken yüce allâh’ın elçisinin emrine ve tavsiyesine uygun giyinemiyorlar. Kadınlar sünnete uygun örtünemiyorlar. Müslümanlar sakal bırakmaktan korkar haldeler. İslama uygun giyinen kuşanan insanlar, toplumsal imkanlardan mahrum kalmak, işsiz kalmak, aç kalmak, eşsiz kalmak ve bu ve benzeri sebeplerle , zina , hırsızlık, hapis, ölüm ve sair kötülüklerle karşı karşıyadırlar. Artık anlaman gerek uyanman gerek islamı yok etmek için çalışan şeytan ve onun kullarına aldanmaktan onlara şirin görünmek gayretinden , onlara yakarmaktan vaz geçip yüce allâh’a yakarmaya dönmek zamanı geçmeden . Şeytanın düzeni hilesi ile islam olarak müslümanlara sunulan sahte islamın sahte islam anlayışının (fıkhının) ürünü olan kuran ve sahih hadisleri inkar anlamındaki yanlış inançlara örnek. İman ve amelin birbirinden ayrı ilişkisiz olduğu iddiasıdır. İman ve amelin birbiriyle ilişkili olması yada ilişkisiz olması çokmu önemli . Allahın düşmanı, insan neslinin düşmanı şeytan bu ayrılığın varlığına inanılması ile ne kazanabilir. Neden tarih boyunca en yetkin şeytanlar bu iddiayı isbata çabalamışlar. Bu konu ile meşgul olmak yerine başka bir şeytanlıkla meşgul olabilirlerdi. Boşunamı uğraşmış bunca şeytan. Bu inancın yayılması ile kuran ve mütevatir hadise aykırı her hangi bir inancın yayılması yüce allahın bildirmesinde bizim için istediği faydayı kaybetmek ve zarara düşmektir. Bu zararların başı kuranı inkarı, kuranla çelişen inançları edinme alışkınlığını elde ediş. Kuranla çelişmek ise kafirliktir. Burada bilinmesi gereken temel ölçü .bayan ve erkek her müslümana bilgi edinmenin farz olduğu ölçüsüdür. Bununla birlikte her insan hata yapabilir ve kuranla çelişen inançları olabilir. Fakat hatanın hata olabilmesinin şartı hata yapmamak için gereken tedbirleri almaya gayret etmektir. Müslümanlar kendilerine görev (farz) olan bilgi edinmeye (ilime) gayret ettikleri taktirde hataları hata olarak kabul edilmeye layık olacaktır .çünkü temel ölçülerimizden biridir, “görev yüklemez allâh hiç kimseye , istisnası kapasitesi (kadarı)…” (2 bakara, 286) . Ancak farz (görev) olduğu halde ilim (bilgi) edinmeye gayreti olmayanın mazereti olmaz. Öyleyse mazur olabilmek için öğrenmeye gayretli olmalısın.
bu anlatılanlar temel zararlara dahil olan şeyler idi. İman ve amelin birbirinden ayrı olduğunun yaygın bir inanç olmasının şeytan ve onun dostlarına özellikle ne yararı var. İnsanların bu şeytan ayetine inanarak kaybetmeleri istenen asıl fayda ne. Allahın ve insanın düşmanı şeytan ve dostları bu inançla insanlara nasıl bir zarar vermeyi istemişler. Asıl konu bu . Eğer müslümanlar iman ve amelin birbiri ile ilgili ayrılmaz bağlantılı bir kıymet olduğunu bilirseler , islamı yaşamak konusunda daha gayretli olurlar , bu durum şeytanların hiç hoşuna gitmez. İnsanın kazancı onları rahatsız eder. Eğer müslümanlar iman ve amelin birbiri ile ilişkili olduğunu bilirseler onları islamdan uzaklaştırmak daha zor olur, yada imkansız olur. İşte iman ve amelin birbirinden ayrı olduğunu iddia eden şeytanın kullarının gayesi budur. Müslümanların islamdan uzaklaşmasını engelleyen, islama bağlılıklarını artıran inançları yok etmek istiyorlar.

Tags: ,

Kur’an-ı Kerimde buyuruluyor ki:

Allah göklerin ve yerin nurudur.” (Nur: 35)

 

Allah-u Teâlâ Ehadiyet mertebesinde bir gizli hazine iken; rahmetinin cemâlini, kudretinin kemâlini, azamet ve celâlini, sanatının inceliğini ve hikmetinin sırlarını duyurmayı irade buyurdu. Bunun üzerine ruhlar âlemini ve cisimler âlemini yarattı.

Bir Hadis-i kudsî’de şöyle buyurmaktadır:

“Ben gizli bir hazine idim, bilinmeyi arzuladım, bunun için de mahlukatı yarattım.” (K. Hafâ)

Bunu bir bilgi, bir haber değil, aynı zamanda bir emir olarak kabul etmek gerekiyor. Çünkü Allah-u Teâlâ’yı tanımak insanın en başta gelen vazifesidir.

Allah-u Teâlâ’nın varlığı kadimdir, evveli yoktur. Zamandan da ezelden de önce vardı. Zât-ı akdes’inin varlığından evvel hiç bir şey yoktu. bütün varlıklar O’nun buyurduğu bir kelime ile meydana çıkmışlardır.

Hadis-i şerif’te buyurulduğu üzere:

“Allah var idi ve Allah’tan başka bir şey mevcut değildi.” (Buharî. Tecrid-i sarih: 1317)

Sonra varlığını ve kemalini duyurmayı, hikmetiyle kâinatı ve insanları yaratmayı irade buyurdu ve dilediği şekil ve nizam üzere yarattı.

Allah-u Teâlâ Âdem Aleyhisselâm’ın belinden zürriyetini çıkarıp onları akıl sahibi yaptı ve onlara hitapta bulundu. İman ile emir buyurup, imansızlıktan nehyetti.

Onlar o anda zerreler gibiydiler.

Hakikat.com’dan alınmıştır.

 

Var olan Allah(cc)’tır. Başlangıcı ve sonu olmayan, herşeyi gören, işiten, bilen ve akılların almadığı bir varlıktır. Şekli şemali bilinmez tahmin edilemez. Hiçbirşeye ihtiyacı yoktur. Bütün mahlukatı yaratan ve yönetendir. Herşeyin gerçek sahibidir. Doğmamıştır, doğurmamıştır, anne baba çocuk gibi herşeyden münezzehtir, uzaktır. Sığınılacak kudrete ve merhamet eden bir rahmete sahiptir. Hiçbirşey onun denginde değildir ve olamazda. O, İlah’tır. Ondan başka ilah yoktur (LAİLAHE İLLALLAH)

İHLAS SURESİ
Esirgeyen ve Bağışlayan Allah’ın adıyla.

1) De ki: O Allah, birdir.
2) Allah, Samed’dir (herşey O’na muhtaçtır, daimdir, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır).
3) O, doğurmamıştır ve doğurulmamıştır.
4) Ve hiçbir şey O’nun dengi değildir.

FELAK SURESİ
Esirgeyen ve Bağışlayan Allah’ın adıyla.

1) De ki: Sabahın Rabbine sığınırım.
2) Yarattığı şeylerin şerrinden,
3) Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
4) Düğümlere üfüren-kadınların şerrinden,
5) Ve hased ettiği zaman, hasetçinin şerrinden.

NAS SURESİ
Esirgeyen ve Bağışlayan Allah’ın adıyla.

1) De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine,
2) insanlarin Melikine (mutlak sahip ve hakimine),
3) İnsanlarin İlâhına.
4) O sinsi vesvesenin şerrinden,
5) O ki insanların göğüslerine (kötü düşünceler) fısıldar.
6) Gerek cinlerden, gerek insanlardan (olan bütün vesvesecilerin şerrinden Allah’a sığınırım!)

 

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

bismillah12Malik bin Yesar’dan rivayet edildiğine göre Resulullah(sav) şöyle buyurdu:

“Her kim sabahladığında üç kere: “Eûzu billahis semiyyil aliymi mineşşeytanirracim (Kovulmuş şeytanın şerrinden hakkıyla işiten ve her şeyi bilen Allah’a sığınırım).” Dedikten sonra Haşr suresinin sonundan üç ayet okursa, Allahü Teâlâ o kişiye akşama kadar duâ etmek üzere yetmiş bin melek görevlendirir. O gün ölürse, şehit olarak ölür. Akşamladığında bunları okuyana da aynı derece vardır.

Ahmed b. Hanbel, Müsned, 5/26.

     Haşr suresinin son üç ayeti:

Huvallahulleziy la ilahe illa huve ‘alimulğaybi veşşehadeti  huverrahmanurrahıymu.
 

Huvallahulleziy la ilahe illa huve elmelikulkuddususselamul mu’minul muheyminul ‘aziyzul cebbarul mutekebbiru subhanallahi ‘amma yuşrikune.
 

Huvallahul halikul – bariy-ulmusavviru lehul’esma ulhusna yusebbihu lehu ma fiyssemavati vel’ardı. Ve huvel’aziyzulhakiymu.

     Meali:
 

O, kendisinden başka hiçbir ilah olmayan Allah’tır. Gaybı da, görünen âlemi de bilendir. O, Rahmân’dır, Rahîm’dir.
 

O, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah’tır. O, mülkün gerçek sahibi, kutsal (her türlü eksiklikten uzak), barış ve esenliğin kaynağıi, güvenlik veren, gözetip koruyan, mutlak güç sahibi, düzeltip ıslah eden ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan Allah’tır. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.
 

O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah’tır. Güzel isimler O’nundur. Göklerdeki ve yerdeki her şey O’nu tesbih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

allahuekber04

 

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

besmele1~ Peygamber aleyhisselâm ile beraber yemek etrafında hazır olduğumuz vakit.. Allah’ın Resulü başlamadan önce ellerimizi yemeğe uzatmazdık. Bir defa Resulüllah aleyhisselâm ile beraber yemek etrafında toplanmıştık.

 

Bir cariye, biri tarafından itilircesine gelip elini yemeğe uzatınca, Peygamber aleyhisselâm cariyenin elini tutup onu durdurdu. Ondan sonra bir Arâbî de aynı şekilde itilircesine geldi. Allah’ın Resulü bununda elinden tutup yemeğe başlamasına mani oldu ve şöyle buyurdu:

— Muhakkak ki şeytan, Allah’ın ismi anılmamak, yani besmele çekilmemek suretiyle yemeği kendisine helâl kılmaya gayret eder. Bu sebeple bu cariyeyi getirdi ve besmele çektirmeden yemeğe başlatarak, bunun vasıtasıyla yemeği kendisine helâl kılmak istedi. Bunun için cariyenin elinden tutup yemeğe başlamasını önledim. Sonra, aynı sebeple şu ârâbiyi getirdi. Onun da elinden tutup yemeğe başlamasına mani oldum. Hayatımı kudreti ile tutan Allah’a yemin ederim ki, cariyenin eli ile birlikte şeytanın da eli elimde idi.

(Müslim, Ebû Davud, Neseî)
Hazreti Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor:

Resülullah aleyhisselâm sahabîlerinden altı kişi ile beraber yemek yiyordu. Bu arada bu ârâbî geldi ve iki lokma yedi. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm:

— Eğer şu ârâbî besmele ile yemiş olsaydı yemek hepinize yeterdi, buyurdular.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

~ İnsanlar, anne karnında herşeyi öğrenmezler. İnsanlar doğduğu çevre, yaşadığı standartlar gibi birçok etkenlerin sonucunda birşeyler öğrenirler. Yani tüm insanlar doğruklarında aynı bilgiye sahiptirler. O yüzden sormak ayıp değildir, sormamak ayıptır. Soru sormak, cehaletin ilacıdır. Soru sormak birşeyi öğrenmek demektir. Öğrenmek ise Allah katında yeri olan bir etkendir. Ebû Davud’un bu konu hakkındaki sözleri:Câbir radıyallahü anh anlatıyor:

Arkadaşlarımla beraber sefere çıkmıştık, içimizden birinin başına taş isabet etti ve başını yaralayıp kemiğini kırdı. Sonra aynı adam uykuda ihtilâm olduğu için, arkadaşlarına:

- Teyemmüm edebilir miyim, bu hususta benim için ruhsat buluyor musunuz? diye sordu.

Arkadaşları da:

- Hayır, su mevcut oldukça teyemmüme ruhsat yoktur, diye cevap verdiler. Bunun üzerine o şahıs gusül abdesti aldı ve açık vaziyetteki yaradan içeriye giren suyun tesiri ile vefat etti.

Peygamber aleyhisselâmın huzuruna geldiğimiz zaman, kendisine hadiseyi naklettiler.

Bunun üzerine Resûlüllah aleyhisselâm:

- Adamı öldürmüşler, Allah onları öldürsün, buyurdu.

Ve «Bilmiyorlarsa sorsaydılarya; cehaletin ilâcı sormaktır, o adama teyemmüm etmek kâfi gelirdi. Yarasına da bir bez parçası koyar, üzerine mesheder ve vücudunun diğer yerlerini de yıkardı» diye ilâve etti.

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , ,

B-3791~1Kıyamet günü geldiğinde, o sesi duyduğunuzda yapacağınız hiçbir şey yok. Artık töbe etmenin ve Allah’tan af dilemenin yararı yoktur. Şüphesiz ki kıyamet gününde en yoldan çıkmış insanlar bile Allah’a inanacak ve ondan yaptıkları için af dileyecektir. Ancak kıyamet gününe kadar işlediğiniz günahların töbesi o gün kabul olmayacaktır.Ebû Hüreyre radıyallahü anh’den anlatılır:

Resûlüllah aleyhisselâm şöyle buyurdu:

Kıyamet gününde üç kişi ilk olarak sorguya çekilir:

Birincisi, cihad esnasında ölen kimsedir ki, Allah’ın huzuruna getirilir ve Allah, kendisine verilmiş olan nimetleri önüne serer. O da, bunlara nail olduğunu itiraf eder.

Bunun üzerine Allah kendisine:

Bu mazhar olduğun nimetler içerisinde ne yaptın? diye sorar.

O da:

Senin yolunda şehîd oluncaya kadar savaştım, cevabını verir.

Allahü Teâlâ:

Yalan söylüyorsun; sen «yiğit» desinler diye savaştın ve sana «yiğit» dediler de, der. Sonra meleklerin kendisini almalarını emreder ve yüz üstü sürüklenerek cehenneme atılır.

İkincisi, ilim tahsil edip başkasına da öğreten ve Kur’ân okuyan kimsedir ki, bu da Allah’ın huzuruna getirilir ve Allah kendisine verilmiş olan nimetleri bir bir sayar ve önüne serer. O da bunları tasdik eder.

Ve Allah kendisine:

Bu eriştiğin nimetler içerisinde ne yaptın? diye sorar.

O da:

İlim tahsil ettim, ilmi başkasına öğrettim ve senin rızan için Kur’ân okudum, diye karşılık verir.

Allah kendisine:

Yalan söylüyorsun, sen ilmi, «alim» desinler diye öğrendin. Kur’ân’ı da «güzel Kur’ân okuyan kişi» desinler diye okudun. Ve sana böyle dediler de, der. Sonra meleklere kendisini almalarını emreder ve yüz üstü sürüklendirilerek cehenneme atılır.

Üçüncüsü de, Allah’ın kendisine bolluk verdiği, malların her çeşidini ihsan ettiği kimsedir ki, Allah’ın huzuruna getirilir ve Allah kendisine verilen nimetleri karşısına çıkarır. O da bütün bunların kendisine verildiğini kabul eder ve Allah sorar:

Şu nail olduğun nimetlerle ne yaptın? der.

O da:

Verilmesini istediğin ne kadar yer varsa, hep o yerlerde ve o yolda dağıttım, diye cevap verir,

Allahü Teâlâ:

Yalan söylüyorsun. Sen bütün bunları kendine «ne cömerd adam!» dedirtmek için yaptın. Ve sana böyle dediler de, der. Sonra meleklere onu almalarını emreder. Ve yüz üstü sürüklendirilerek cehenneme atılır.

(Müslim, Tirmizî, Nesei)

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Şeytan insanları her türlü yola başvurarak kendine uydurmaya çalışır. İnsanlar şeytana uymamak için ellerinden geleni yapsalarda nafile olduğu zamanlar olabilir. Örneğin insanın çok müşkük bir anında şeytan onu kandırabilir. Yada birşeye çok ihtiyacı olduğunda aklını çelerek onu kandırır. Peki Hz. İsa ile şeytan arasında ne olmuştur? İşte cevabı;

Bir gün İsa (a.s.), bir elinde kül, bir elinde bal ile giden şeytana sormuş: “Nedir o elindekiler?” Şeytan cevap vermiş: “Bu kül, bu da bal! Külü, kusur ve ayıpların yüzüne serperim, ta ki kötü ve çirkin görünsünler. Balı da, bunların ayıp ve kusurlarını diline dolayanların ağızlarına çalarım, ta ki ayıp ve kusurları sayıp dökerken tat duysunlarki mü’min kardeşlerinin gizli hallerini alenîleştirip, ittifaklarını bozarken zevk alsınlar.

KALPTEN GELEN DUAyy2md6.

Allah’ım Senin adını zikrettiğimde seni yüreğimde hissetmeyi , Seni her şeyden ve herkesten çok sevmeyi, gönülden teslim olup, hakkıyla korkmayı diliyorum Senden.

Allah’ım Senin emirlerine harfiyen uymayı, farz olan ibadetlerin hepsini yerine getirebilmeyi, namazda seninle güçlü bir bağ kurup, azametini kalbimde hissedebilmeyi, istiyorum Senden.

Huzurunda sadece Seni zikredeyim. sadece Seni anayım  sadece Seni düşüneyim. Seni yüceltebilmeyi öğret bana, nasıl seveceğimi bildir bana.

İşte buradayım huzurundayım, acizim ve günahkarım. Gaflet uykusundan uyandır bizleri.

Doğruyu yanlışı görmeyi “ Rabbin için sabret” emrine uymayı, iyiliği emredip, kötülüklerden sakınmayı, bu ayeti yerine getirerek kurtuluşa erenlerden olmayı nasip et bizlere.

Ey yücelerin yücesi Allah’ım seni  tesbih ve tasdik ederim. Bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim. Sen bağışlayansın merhamet edensin. Senden bugünün ve gelecek günlerin hayrını istiyorum, bu günün ve yarının şerrinde sana sığınırım.

Nefsimin ayağımı kaydırmasına, şeytanın beni kötüye sevk etmesine izin verme Yarabbim .Habibim dediğim o güzel insanın ahlakıyla ahlaklandır beni. O’nun gibi hayırlı bir kul, mümin ve Allah aşığı olmayı diliyorum senden.

Dini ancak sana halis kılarak iman eden, yürekten tövbe edep, ıslah eden, sana sımsıkı sarılan müminlerden eyle bizleri.

Eyyüb’ün ün sabrını, İbrahim’in tevekkülünü, Süleyman’ın ilmini, İsa’nın aşkını, Meryem’in iffetini, Hatice’nin edebini, Yüce peygamberimizin ahlakını ihsan et bizlere. Sana layık, Seni çok seven kullardan, kamil iman sahibi müminlerden olmayı nasip et yüce Allahım

Allah´im! Kulun, habibin, nurlarinin deryasi, sirlarinin nasiri, saltanatinin dellali olan Muhammed´e salat ve selam eyle!

Allah´im Hastaligi artan.. sifasi güclesen, caresiz kalan ve Senden baska siginak ve ümidi olmayan kullarina merhamet et!

Allah´tan baska ilah yoktur, ancak Ona ibadet ederiz. Kafirler hoslanmasalar da Ondan baskasina ibadet etmeyiz…

Allah´im! Helalinle bizi haramdan sakindir, taatinle masiyetinden uzaklastir, falz u kereminde Senden gayrisini bana unuttur!

Allah´im! Kalbime ümidini yerlestir, Senden baskasina umut baglatma, Senden gayrisindan birsey isteme!

Allah´im Gökten inen, göge cikan, yerde dolasan ve yerden cikan bütün mahlukatin serrinden Sana siginirim!

Ey RAbbim! Anne Ve Babami beni cocukken nasil terbiye ettilerse Sen de onlara öyle merhamet et!

Ey Rabbim! Varlgini hissettir bana ve lütfunun isigiyla hosnutlugunun yolunu göster!

Allah´im Cehennem atesinin fitnesinden ve onun azasindan sadece Sana siginirim!

Rabbim Bize, yeryüzüne sevgiyi, barisi, huzuru ve neseyi yaymak nasip eyle…

“Yâ Vehhâb”"Yâ Vehhâb”"Yâ Vehhâb”"Yâ Vehhâb”"Yâ Vehhâb”"Yâ Vehhâb”"Yâ Vehhâb”

Amin.

İnsanın kalbine doğruyu ve gerçeği ilham eden, namaz kılanlarla birlikte Fatiha Sûresi’nin bitiminde ‘amin’ diyen, her gün sabah ve ikindi namazlarında müminlerle birlikte olan, Kur’an okunurken yeryüzüne inen, ilim ve zikir meclislerini dolaşan ve müminlere rahmet okuyan melekler vardır. Kur’an ve hadislerin izahıyla büyük melekler ve vazifeleri şöyledir:

CEBRAİL: Vahiy getiren melektir. (Ruhu’l–Kudüs ve Cibril) de denir.

AZRAİL: Canlıların ruhlarını alır.(Allahın emriyle)

İSRAFİL: Allahü Teâlâ’nın iradesine uygun olarak kıyamet gününün meydana gelmesini ve tekrar öldükten sonra dirilişi sağlayan, bu işle ilgili olarak Sur denen bir şeyi üfürmekle görevlendirilmiş melektir.

MİKAİL: Tabiat olaylarını Cenab–ı Hakk’ın izniyle idare eden melektir.

HAMELE–İ ARŞ: Arşı taşıyan meleklerdir. Dört tanedir. Kıyamette bu sayı sekiz olacaktır.

KİRAMEN KÂTİBÎN: İnsanın amel defterini hazırlayan yazıcı meleklerdir. Sağdaki melek, sevabı hemen anında kaydeder. Soldaki melek ise, bir günah işlendiğinde, tövbe ve istiğfar edilmediği takdirde, o günahı aynen tespit eder. Kıyamet günü hesap bu meleklerin tespitlerine göre olacaktır. Bu meleklere “Hafaza” melekleri de denir. İyi ve kötü her yapılanı gözetip hıfz etmek ve korumakla görevli melekler.

MÜNKER VE NEKİR: Ölen ve kabre konan kimselere “Rabbin kim, peygamberin kim, dinin ne?” gibi sorular soracak olan meleklerdir. Kabre konan her insan, hangi milletten ve hangi dili konuşursa konuşsun, meleklerin bu sorularını anlayacak, mü’min ise “Rabbim Allah, peygamberim Muhammed (sas), dinim İslâm, mü’minler kardeşimdir, diye cevap verecek ve o andan itibaren kabir, cennet bahçelerinden bir bahçe olacak ve melekler de kendisini kutlayacaklardır. Kâfir ise, bu suallere cevap veremeyecek, kabir onun için bir azap yeri olacaktır.

gul_bulbulÇok eski zamanlarda birdelikanli varmış… Bu delikanlı çok zengin bir ailenin kızına aşık olmuş. Ama kız, delikanlı fakir diye ona yüz vermiyormuş. Genç bir yılbaşı gecesi bütün cesaretini toplamış ve kızı yılbaşı gecesi balosuna davet etmek için evine gitmiş. Kapıyı genç kız açmış.Kıza kendisini yılbaşı gecesi balosuna davet etmeye geldiğini, birlikte dans etmek istediğini söylemiş.Kız kabul etmiş ama bir şartı varmış. Ondan balo için diktirdiği elbisesinin yakasına takmak için kırmızı bir gül istemiş. Delikanlı sevinerek oradanayrilmis. Hemen kızın istediği kırmızı gülü aramaya başlamış. Ama mevsimlerden kış olduğunu ve bu mevsimde bir gül bulamayacağını hiç düşünememiş.Bütün çiçekçileri dolaşmış ama herkes ona kış mevsiminde gül arıyor diye deli gözüyle bakıyorlarmış.Genç çok üzgün bir şekilde evinin yolunu tutmuş. Evine girerken bahçede henüz açmamış bir gül dalı görmüş ama üzerinde sadece dikenler varmış. Gözlerinden bir damla yas süzülmüş.O sırada delikanlının bahçesine bir bülbül gelmiş.Delikanlının ağladığını gören bülbül buna çok üzülmüş. Sabaha kadar gül dalının başında bildiği en güzel şarkıları söylemiş bülbül. Bülbülün güzel sesinden etkilenen gül dal? Sabaha doğru beyaz bir gül açmış. Oysa ki genç kırmızı bir istiyormuş.Beyaz bir gülün açtığını gören bülbül göğsünü dikenlerden birine batırarak kanının akmasını sağlamış.Bülbülün göğsünden akan kanla beyaz gül kırmızı güle dönüşmüş. Sabah bahçesinde kırmızı bir gül açtığını gören genç gülü alarak kızın evine gitmiş. Kapıyı yine kız açmış. Kızın yeni elbisesinin yakasına altından yapılmış bir gül taktığını görmüş. Kıza istediği kırmızı gülü getirdiğini, baloya birlikte gidip dans edeceklerini hatırlatmış. Oysa ki genç kız baloya kuyumcu bir gençle gideceğini yakasına da altından yapılmış bir gül taktığını söylemiş ve kapıyı kapatmış. Delikanlı çok üzgün bir şekilde oradan ayrılmış. Özlerinden durmak bilmeyen yaşlar süzülüyormuş?.Caddeden karşıya geçerken elindeki kırmızı gül yere düşmüş.Çamurlu ve karlı yolda arabaların altında ezilen gül kaybolup gitmiş.Genç üzgün şekilde evine dönerken bahçesinde gül dalının yanında yerde yatan bir şey görmüş.Hemen yanına gitmiş.Yerde gördüğü bir hiç uğruna canını veren fedakar bülbülmüş..!

mekik aleti - pilates topu
CS 1.6 - dantel örnekleri - haber - film izle - gebze evden eve nakliye - Havacilik Calisanlari - truck mixer - Sivil Havacilik Haberleri - Chat - mmorpg - sözlük - silindir kapağı - Vancouver 2010 - Teknikerler - evden eve nakliyat - Kene - Facebook Oyunlar - klip izle - AutoCAD - güzel sözler - travel - dekorasyon - otomatik şanzıman - görüntülü chat - oyunlar1 - toki evleri - msn indir - msn ifadeleri - sesli chat - indirmeden film izle - palyaço - burçlar - nakış - Kanser - cialis - usak haber - Seslisohbet - ezel - mmorpg - avatar oyunları - izle - fuar çantası - silindir kapak - Online Mp3 Dinle - yüzey işleme - sevişme izle - fragman - Oyunlar1 - oyunlar1